O slideshow foi denunciado.
Utilizamos seu perfil e dados de atividades no LinkedIn para personalizar e exibir anúncios mais relevantes. Altere suas preferências de anúncios quando desejar.

Felsefe Notlar

30.136 visualizações

Publicada em

  • Seja o primeiro a comentar

Felsefe Notlar

  1. 1. 1FELSEFE 1. ÜNİTE – FELSEFEYLE TANIŞMANot: İlk iki üniteden, 1999–2011 arası gerçekleşenÖSS sınavlarında toplam 53 soru sorulmuştur.A. FELSEFEYE GİRİŞ1. Felsefenin Anlamı ve AlanıFelsefe kelime anlamı olarak Philo (sevgi) ve Sophia(bilgelik) kavramlarının birleşmesinden meydanagelmiştir. Bu manasıyla felsefe “Bilgelik Sevgisi”demektir. Felsefenin anlamı konusunda her filozofkendince bir tanım yapmıştır. Aristoteles felsefeyi“var olanın ilk temellerini ve ilkelerini araştıran birbilgi”, Jaspers “hep yolda olmak”, T. Hobbes “felsefeyapmak doğru düşünmek” diye tanımlarken, kimifelsefecilerde felsefeyi “soru sorma sanatı”, “Bilgeceyaşamın yollarını öğrenmek ve öğretmek” diyetanımlamıştır.Filozof ise bilgiyi arayan, ona ulaşmak isteyenkişidir. Filozof, hayatın anlamını bulmaya çalışır,edindiği bilgileri yetersiz bulur ve sürekli bir arayışiçerisinde olur. Bu arayışında hep eleştiri yapar. İnsanyaşamını ilgilendiren her şey hakkında akıl yürütüpbunları felsefi problem konusu yapar, hatta apaçık vedoğru olduğunu bildiğimiz şeyleri bile sorgular.Felsefenin üç ana konusu vardır: bunlar varlık(ontoloji), bilgi (epistemoloji) ve değerler (aksiyoloji:etik ve estetik)Felsefeyi konularına göre şu alt dallaraayırabiliriz; bilgi (epistemoloji), varlık (ontoloji),ahlak (etik), sanat (estetik), din, siyaset ve bilim2. Felsefenin DoğuşuFelsefe ilk olarak M.Ö. 7.yy’da İyonya uygarlığındaönemli bir ticaret merkezi ve liman kenti olanMiletos (Milet) kentinde ortaya çıkmıştır. İyonya’danönce Mısır, Mezopotamya, Çin, Hindistan veTürklerde önemli düşünce sistemleri vardı. Fakat budüşüncelerin yapılarında dini ve mistik (mitolojik)öğeler yer aldığı için felsefe düzeyineerişememişlerdir. İyonya düşünce sisteminin felsefeolarak nitelendirilmesinin temel nedeni, düşüncesisteminin dini ve mitolojik açıklamalar içermeyipakla dayalı olmasıydı.Varlıklarla, insanla alakalı sistemli ve yalnızca akladayanan ilk düşünce sistemi İyonya’da ortayaçıkması tesadüf değildi; Mezopotamya, Mısır, İran veFenike kültürlerinden etkilenmiş olan Milet kentitarım ve denizciliğin geliştiği oldukça işlek limankentidir. Ekonomik yapının ileri düzeyde olması,bilgi birikiminin varlığı ve hoşgörüyü de beraberindegetirmiştir. Yani Milet kentindeki ortam farklı inançve düşüncelere izin verecek kadar hoşgörülüydü.Bu elverişli ortam Thales gibi düşünürlerin çıkmasınaolanak hazırlamıştır. Thales (MÖ 624-546) ilebaşlayan bu süreçte, doğal olaylar yine doğalnedenlerle açıklanmaya çalışılarak insan aklınınyeterli olduğu inancı sağlanmaya çalışılmıştır.Tüm bunlara göre felsefenin ortaya çıkabilmesi bazışartlara bağlı olarak gerçekleşmiştir: Yüksek refah düzeyine ulaşılmış olması gerekir(Boş zamanların olması gerekir). Kültürel zenginliğin (bilgi birikiminin) olmasıgerekir. Farklı inanç ve düşüncelere izin verecek hoşgörüortamının olması gerekir. Diğer bir önemli etken ise insan faktörüdür. Buinsan faktörü; kişinin merak duymasıdır.İşte bu şartlar fazlasıyla İyonya’da olduğu için felsefeilk olarak burada ortaya çıkmıştır. O dönemde bukoşulu ilk gerçekleştiren kişi de Miletli Thales’tir.Thales yunan dini ve mitolojisinin açıklamalarıylayetinmeyip akla dayalı açıklamalar yaparak evreninilk ana maddesi (Arkhe) sorununa cevap aramıştır.B. FELSEFENİN DİĞER ALANLARLA İLİŞKİSİ1. Felsefenin Bilimle ilişkisi: Her ikisi de evreni,insanı, olguları anlamaya çalışır ama aynı yöntemikullanmazlar. Felsefe bunları akıl ile açıklamayaçalışırken, bilim ise deney ve gözlemi kullanarakaçıklamaya çalışır. Bilim bazı kesin sonuçlaravarmayı hedefler. Felsefede deney olanağı yoktur. Bunedenle kesin sonuçlara varamaz, sonuçlarıvarsayımsaldır. Felsefe konularını bütüncülyaklaşımla incelerken, bilim konularını incelemealanına göre parçalara ayırarak inceler. Felsefedebilimdeki gibi maddi bir faydacılık anlayışı güdülmez.2. Felsefenin Dinle İlişkisi: Felsefenin konusunagiren bazı sorunlar dinin de konuları arasında yer alır.Mesela Evren ve insanın yaratılış konusu hemfelsefenin hem de dinin konusudur. Felsefenin temeliinsan düşüncesidir. Felsefi bilgiler özgür düşünce veakıl yoluyla elde edilir. Eleştireldir. Din ise ilahitemellere dayanır. Dini bilgiler vahiy yoluyla eldeedilir. Bu yüzden tartışmaya açık değildir (dogmatik).Sonuçları kesindir, zaman içerisinde değişmez.3. Felsefenin Sanatla İlişkisi: Felsefede sanattaözneldir. Her ikisi de dünyayı ve evreni anlamaçabasıdır. Felsefenin amacı doğruyu bulmaktır.Felsefe birtakım genellemelere varmaya çalışır.Sanatta hiçbir şey doğru veya yanlış değildir. Sanattaise amaç güzeli bulmaktır. Sanat genellemelerevarma ihtiyacı taşımaz. Felsefe akla, sanat iseduygulara, duyulara ve sezgilere dayanır. Felsefe varolana ilişkin eleştirel tavır sergilerken, sanat varolana ilişkin beğeni duygusunu harekete geçirir.
  2. 2. 2FELSEFE 1. ÜNİTE – FELSEFEYLE TANIŞMAC. FELSEFE – HİKMET İLİŞKİSİVarlık, bilgi ve değer üzerine tam ve bütün birbilgiye ulaşılmasına hikmet (bilgelik/sophia) denir.Hikmet, bütün olan bitenlerin esasını bilmektir.Hikmet tümel bir bilgidir, yani her şeyi kuşatanbilgidir. Felsefe ise böyle bir iddiada değildir.Felsefede sorgulama esastır, felsefe hikmete ulaşmaamacında değildir. Felsefe, hikmeti sevme ve onayönelme anlamında bir bilgidir.Ç. FELSEFİ DÜŞÜNCENİN NİTELİKLERİFelsefi düşünce, insanın merak ve hayretine bağlıolarak soru sormanın sonucu olan ve insanla, insanyaşamıyla ilgili problemlere karşı eleştirici vesorgulayıcı bir düşünce türüdür. Felsefi düşünceyiözümsemiş kişiler dogmatikliği aşan, önyargılıolmayan ve olaylara geniş açıdan bakan kişilerdir. Felsefi düşüncede sorular cevaplardan dahaönemlidir. Çünkü felsefede verilen cevaplar sonve kesin cevaplar değildir. Bundan dolayı busorulara cevap arayışı her zaman kesintisizdevam eder (özü). Felsefi düşünce refleksif bir düşüncedir(Düşüncenin kendi üzerine tekrar yönelmesirefleksif düşüncedir). Yani felsefi düşünmesadece sorgulananı tek taraflı düşünme değildir.Aynı zamanda sorgulamanın kendisini veyasorgulama sonucunu da sorgulamaktır. Bu çiftyönlü bir düşünmedir. Felsefi düşünce, eleştirici ve sorgulayıcı birdüşüncedir. Felsefi düşünce akla dayanan bir düşüncedir.Felsefi düşüncede ortaya konulan önermeleridoğrulama, yanlışlama olanağı yoktur. Çünküönermeler bilimde olduğu gibi olgularla testedilerek doğrulanamaz. Felsefi düşüncede ortayakonan önermelerde kendi için tutarlı olmasıaranır. Felsefi düşünce temellendirmeye dayalı birdüşüncedir. Felsefi düşüncenin analiz (çözümleyici) vesentez (kurucu) gibi işlevleri vardır. Her felsefi düşünce, o düşünceyi ortaya atanfilozofun özgün görüşüdür. Bu nedenle felsefidüşünce özneldir. Her şey felsefenin konusudur. Bu nedenle felsefidüşünce ele aldığı konular açısından evrenselbir düşüncedir.D. FELSEFE – YAŞAM İLİŞKİSİFelsefi tavır hayatı ve hayata dair her şeyisorgulamayı ve görünenlerin ardındaki gerçeğiaramayı gerektirir. Bu tavır felsefeciyi diğerinsanlardan farklı kılar. Sokratesin de ifade ettiği gibisorgulanmayan hayat yaşamaya değmez. İnsan,merakını giderme, evreni ve yaşamın anlamınısorgulamaya ihtiyaç duyar. Aristoteles’te bunu şöyleifade eder: “"Bütün insanlar doğaları gereği bilmekister". Felsefi sorgulama sayesinde insan bir şeylerinfarkında olabilir ve böylece insan yaşamınıanlamlandırır.Hayatın anlamına dair sorular hem geçmişte hem degünümüzde büyük düşünürler tarafından hepsorgulanmıştır. İnsanı diğer varlıklardan ayıran veinsanın en önemli özelliği kendine dönük düşünmeyiyapabilmesidir. İnsan kendi üzerine düşünür, kendiiçin meraklanır ve kendi yaşamının anlamınısorgular.İnsan ölebileceğinin açıkça bilincinde olan tekcanlıdır. Bu durum insanda gerginlik yaratır. Bunedenle öleceğini bilen insan, insanın anlamı,yaşamının anlamı üzerine sürekli sorular sormuştur.E. FELSEFE – DİL İLİŞKİSİDil, insanların kendisini ifade ettiği ve birbirleriyleanlaşmasını sağlayan en kullanışlı, en gelişmiş ve enönemli araçtır. Yani dil, iletişim, anlatma ve anlamaaracıdır. İletişim ve anlaşma olmazsa insanlar biraraya gelerek toplumu oluşturamazlar.Felsefe bir takım önermeler kümesidir. Bu önermelerkümesi dil ile ifade edildiğinden, felsefe ile dilarasında sıkı bir ilişki vardır. İnsanlar dil aracılığıylabir bağ kurar. İnsan olmanın en önemli özelliği “dil”ikullanmaktır. Dil ile herhangi bir zihinsel faaliyetaçığa vurulur, yani zihin hayatımız dil üzerinekurulmuştur.İnsan, diğer varlıklardan “akıllı-düşünen” olmasıylada ayrılır. Düşünme ile dil arasında yoğun bir ilişkivardır. Dilin sağladığı soyut düşünme gücü insanınkendi dışındaki gerçekliği kavramlaştırmasında,çevreyle ilişki kurmasında en önemli etkendir.Gerçekliği algılayışımız da dil sayesindemümkündür.Dil olmadan insan bilgi, teknik, sanat, felsefe gibiürünleri ortaya koyamazdı.Dil ile felsefenin çok yoğun bir ilişki içinde olmasısebebiyle dil felsefesi disiplini ortaya çıkmıştır.
  3. 3. 3FELSEFE 2. ÜNİTE BİLGİ FELSEFESİA. BİLGİ FELSEFESİNİN ANLAMI VE KONUSUBilgi nedir? sorusunu temele alan felsefe dalına bilgifelsefesi (epistemoloji) denir.Bilgi felsefesinin konusu; insan bilgisinin yapısı,imkânı, kaynağı, ölçütleri, sınırları ve değerleridir.Bilgi felsefesinin daha çok üzerinde durduğu anakonu doğru bilginin imkânı ve kaynağı nedir?sorunudur.B. BİLGİNİN TANIMI VE OLUŞUMUBilgi: Özne (suje) ile nesne (obje) arasında kurulanilişkidir. Daha açık bir ifadeyle öznenin (sujenin)nesneyi (objeyi) yorumlamasıdır. Obje hakkında biryargıda bulunması veya açıklama yapmasıdır.Bilgi aktları: Bilgi sadece sujenin objeyi algılamasıile ortaya çıkmaz İnsan zihninde bilginin oluşmasınısağlayan, suje ile obje arasındaki ilişkiyi kuran bağlarvardır. Bu bağlara bilgi aktları denir. Yani bilgi aktı,özneden objeye bilinç etkinliğidir.Bilgi aktlarının başlıcaları: algılama, düşünme,anlama, açıklama aktlarıdır.Algı aktı: Algı aktı, bize çevremizi tanıtır ve bizçevremizdeki şeylere önce algı aktıyla yöneliriz. Algıaktı duyu organlarımızın görme, işitme, koklama,dokunma, tat alma gibi işlevleri ile gerçekleşir. Algıaktı suje ile somut varlıklar arasında bağ kurabilir.Mesela limonun ekşiliği bilgisine algı aktıyla ulaşırız.Düşünme aktı: Düşünme aktı sadece gözle görünürelle tutulur (somut) varlıkları içine almaz. Sayılar,kavramlar, geometrik şekiller gibi soyut varlıkları dakapsar. Yani düşünme aktı tüm varlık alanlarını içinealır. Çevremizdeki her şey real varlık alanına aittir vealgı atkıyla bilinebilir. Sayılar, geometrik şekiller,cebir denklemleri gibi ideal varlık alanına ait olanşeyler ise ancak düşünme aktıyla kavranabilir.Anlama aktı: Anlama aktıyla özne, gerçekleşen birolgunun ne maksatla yapıldığını kavrar. Anlama aktı,doğruyu bütünüyle sezgisel ya da zihinsel olarakkavramaktır. Örneğin; Senin gözlerinden üzgünolduğunu anladım.Açıklama aktı: Öznenin nesne hakkında edindiğibilgileri nedenleriyle, gerekçeleriyle veya kanıtlarıylaadım adım anlaşılmasını sağlar. Açıklama mantıksalbir bilgi türü olup, bir şey hakkında ilk bilgidenkalkarak adım adım son bilgiye doğru giden bir sıraiçerir. Örneğin, havaya atılan taşın yere düşmebilgisinin yer çekimi kanunuyla belirtirken açıklamaaktını kullanırız.C. BİLGİ TÜRLERİ1. Gündelik Bilgi: İnsanların gündelik hayatındasıradan deneyimleri sonucunda elde ettikleri sıradanbilgidir. Örneğin havanın bulutlanmasına veyaromatizma ağrılarının artmasına dayanarak yağmurunyağacağını ileri sürmek. Kaynağı kişinin algıları, gözlemleri vedeneyimleridir. Yöntemsiz olarak elde edilir. Sistemli değildir. Basit düzeyde neden-sonuç ilişkisine dayanır. Özneldir, bu nedenle genel-geçer değildir. Doğruluğu kesin değildir. Pratik faydaya yöneliktir.2. Dini Bilgi: Tanrıyı ve Tanrıyla ilişkisi olan evreniaçıklamaya çalışan bilgi türüdür. Dini bilgide öznenin (sujenin) objesi kutsalkitaplar, vahiyler, peygamberlerdir. Bu bilgilerinanç aracılığıyla oluşturulur. Vahiye, kutsal kitaplara ve peygamberleredayanır. Eleştiriye açık değildir (dogmatiktir). Kesindir ve zaman içerisinde değişmez. Emreder ve itaat ister. Amacı insanın manevi (iç) yaşantısına ışıktutmak ve toplumsal yaşamı düzenlemek.3. Teknik Bilgi: Teknik, doğadaki nesneleriinsanlara yararlı araç-gereç haline getirmeetkinliğidir. Bu araç-gereçlerin yapımının bilgisiteknik bilgidir. Bilimsel ve gündelik bilginin pratikalana uygulanması sonucu oluşur. Yani kaynağıgündelik ve bilimsel bilgidir. Örneğin ateşin,tekerleğin, pusulanın icadı, otomobil ve bilgisayarınoluşturulması teknik bilgidir. Araç, gereç yapımına ve kullanımına dayanır. Faydaya yöneliktir. Bilimsel gelişmeyi hızlandırır. Yaşamı kolaylaştırmayı amaçlar. Yani insanındoğaya egemen olmasını kolaylaştırmayı veinsanın doğadan daha verimli faydalanmasınısağlamayı amaçlar.4. Sanat Bilgisi: Sanatçının, yaratıcı hayal gücü ilenesnelere yönelip, onları farklı biçimdeyorumlamasıyla oluşan bilgidir. Kendine özgü dili vardır. Subjektiftir (özneldir). Bu yüzden eleştiriyeaçıktır. Akıldan çok duygulara ve sezgilere dayanır. Doğruluğu veya yanlışlığı yoktur. Burada varolan gerçeklik kişisel ve öznel gerçekliktir. Sanatçının amacı güzele ulaşmaktır. Fayda amacıgüdülmez. Birikimli olarak ilerler.
  4. 4. 4FELSEFE 2. ÜNİTE BİLGİ FELSEFESİ5. Bilimsel Bilgi: Bilimsel yöntem ve usullerledoğrulanmasının mümkün olduğu en güvenilirbilgidir. Olguları, toplumu ve insanı araştırma konusuyapar. Evrenseldir: İnsanlığın ortak mirasıdır. Herkesbilime katkıda bulunabilir. Bu nedenle bilimherhangi bir bireyin veya ülkenin tekelindedeğildir. Genel geçer ve kesindir. Bu nedenle sonuçlarıbakımından da evrenseldir. Birikimli olarak ilerler. Olanı inceler ve olması gerekenler hakkındaöngörüde (tahminde) bulunur. Objektiftir (nesneldir): Duygu ve önyargılardanbağımsızdır. Tekrarlanabilir: aynı koşullarda aynı sonucuverip yinelenebilir. Tutarlı ve geçerlidir. Sistemli ve düzenli bir bilgidir. Gözlem ve deneye dayanır. Nedensellik ve determinizm ilkelerine dayalıaçıklamalar yapar. Varlığı parçalara bölerek inceler.Bilimler konu ve yöntemleri bakımından üç grubaayrılır:a) Formel bilimler (ideal bilimler): Mantık veMatematiktir. Ele aldığı konular doğal dünyayaait olmayıp düşünce ile üretilen soyutkavramlardır. Metot olarak da tümdengelimedayanırlar.b) Doğa bilimleri: Konusu doğa ve doğaolaylarıdır. Fizik, Kimya, Biyoloji gibibilimlerdir. Doğa bilimleri olguları ele alır,yöntem olarak daha çok tümevarımı kullanmaklaberaber, tümdengelimi de kullanır. Determinizmilkesine açıklamalarını dayandırırlar.c) İnsan (beşeri) bilimleri: İnsanı konu edinenbilimlerdir. Psikoloji, Sosyoloji, Antropoloji,Tarih, Coğrafya, Siyaset bilimi, Dil bilimi gibibilimlerdir. Doğa bilimlerinde kullanılanmetotları kullanmakla beraber, istatistik,belgelerin incelenmesi gibi farklı metotlardakullanılır.6. Felsefi Bilgi: Eleştirel düşünme sonucu ortayaçıkan bilgi türüdür. İnsanın varlık, bilgi ve değerlerhakkında aklıyla ortaya koyduğu genel düşünceleredayanan bir bilgidir. Eleştireldir (sorgulayıcıdır). Akıl ve mantık ilkelerine dayalıdır. Bu yüzdensistemli ve tutarlı bir bilgidir. Ele aldığı konular bakımından evrenseldir.Çünkü ele alınan konular tüm insanlığa ait ortakkonulardır. Ayrıca her şey felsefenin konusudur.Bu yönüyle de evrenseldir. Sonuçları bakımından subjektiftir (özneldir). Buyüzden ortaya koyulan görüşler kişiden kişiye,değişir. Yani kesinliği yoktur. Birleştirici ve bütünleyicidir: Ele aldığı konularıbir bütün olarak kavramaya ve açıklamayaçalışır. Yığılan/biriken (kümülatif) fakat ilerlemeyen birbilgidir (Çünkü açıklamalarında bitmişlik vekesinlik yoktur). Olması gerekenden hareket eder. Yarar amacı güdülerek yapılmaz. Sorular yanıtlardan daha önemlidir. Kendini yenileyebilir: Felsefe hiçbir konuda sonsözü söyleyemez. Ortaya koyulan bilgilerle ilgiliher an yeni bir felsefi açıklama mümkündür.Ç. BİLGİ FELSEFESİNİN TEMEL KAVRAMLARISuje (Özne): Bilmek isteyen varlık. Yani insan.Obje (Nesne): Bilinmek için yönelilenen nesne.Bilgi: Suje ile obje arasında kurulan bilinçli ilişkisonucu ortaya çıkan ürün.Gerçeklik: Düşünceden bağımsız olarak var olan birdurum, olgu veya nesnedir. Gerçeklik, varlığın birözelliği veya var oluş tarzıdır. Örneğin taşın sertliği,pamuğun yumuşak olması.Doğruluk: Bir yargının gerçeklikle uyuşmasıdır.Yani bilginin nesnesi ile örtüşmesidir. Örneğindışarıda hava sıcak dediğinizde dışarıda gerçektenhava sıcaksa doğru, sıcak değilse yanlıştır.Temellendirme: Ortaya atılan bir düşünce, iddiaveya bilgi için dayanak, temel bulma işlemidir. Yanionu ispatlama, kanıtlama işlemidir.D. BİLGİ FELSEFESİNİN TEMEL SORULARIBilgi kuramının temel sorularını iki gruptatoplayabiliriz:1. Bilginin kaynağına ve ölçütüne ilişkin sorular:- Bilgimiz nereden geliyor, kaynağı nedir?- Acaba bilgilerimiz doğuştan mıdır? Yoksasonradan mı kazanılır?- Sonradan kazanılıyorsa, bunda rol oynayanfaktörler nelerdir? Akıl mı, deney mi, sezgi mi,yoksa duyumlar mıdır?- Doğru bilginin ölçütü nedir?2. Bilginin değerine ilişkin sorular:- Genel-geçer doğru bilgi var mıdır?- Bilgilerimizin sınırı nedir?- İnsan aklı her şeyi bilebilir mi?
  5. 5. 5FELSEFE 2. ÜNİTE BİLGİ FELSEFESİE. MANTIKDoğru bilgiye ulaşmak için düşünceler arasındakiilişki ve düzeni yöneten ilke ve yasaları saptayan alanmantıktır. Mantık doğru düşünmenin kurallarınıkoyar ve ilkelerini saptar. Bilgi kuramı, bilgininobjesi ile uygunluğunu temellendirirken mantığınkural ve ilkelerine dayanır. Mantık onun bir aracıdır.F. BİLGİNİN DOĞRULUK ÖLÇÜTLERİBir bilgiyi doğru kılan nedir? Bir bilgi ne zamandoğrudur? gibi doğruluğun mahiyeti konusunda çokfarklı görüşler ileri sürülmüştür. Bunları beş gruptatoplayabiliriz:a) Uygunluk: Bu görüşe göre doğruluk, düşünce ilenesnesi arasındaki tam uygunluktur. Yani bir nesnehakkında oluşturduğumuz bir yargı, nesneninkendisine uyuyorsa doğrudur.b) Tutarlılık: Bir önermenin doğruluğu sistemdedaha önce kabul edilmiş doğru önermelerleçelişmemesine dayanmaktadır. Yeni önerme var olanönermelerle çelişiyorsa yanlıştır. Yani önermenin tekbaşına doğruluğu önemli değildir; bir bütün içindediğerleriyle çelişmemesi gerekir.c) Tümel uzlaşım: Bir önermenin doğruluğu,herkesin veya çoğunluğun kabul ettiğidir.d) Apaçıklık: Bir bilgi, hem açık hem seçik hem dekuşku duyulmayan bir açıklıkta ise doğrudur. Açıkbilgi, bir bilginin bir bütünlük içinde, tutarsızlıkiçermeden kavranmasıdır. Örneğin; baş ağrısınınbilinmesi ve ağrının açıkça hissedilmesi gibi. Seçikbilgi ise, bir bilginin başka bir bilgiylekarıştırılmaması durumudur. Örneğin; baş ağrısınındiş ağrısı ile karıştırılmaması gibi.e) Yarar: Bir bilgi yararlı, uygulanabilir sonuçlarveriyorsa veya bir problemi çözebiliyorsa doğrudur.Pragmatistlere göre, bir bilgi yararlı olduğu sürecedeğerlidir ve doğrudur.G. BİLGİ FELSEFESİNİN TEMEL PROBLEMİ(DOĞRU BİLGİNİN İMKÂNI PROBLEMİ)Bilgi felsefesinin temel problemi “doğru bilgininimkânı? Yani “genel-geçer doğru bilgi mümkünmüdür?” sorusudur. Bu soruya verilen cevaplar genelolarak iki grupta toplanabilir:1. Doğru bilgi mümkün değildir diyen septikler(Septisizm, Rölativizm, Nihilizm, Agnostisizm)2. Doğru bilgi mümkündür diyen dogmatikler(Rasyonalizm, Empirizm, Kritisizm, Pozitivizm,Analitik felsefe, Entüisyonizm, Pragmatizm,Fenomenoloji)1. Doğru bilgi mümkün değildir diyen septikler:Doğru bilginin mümkün olmadığını savunan görüşeSeptisizm (şüphecilik) denir. Septisizm görüşüne aitilk örnekleri Herakleitos, Parmenides, Elealı ZenonEmpedokles ve Demokritos’ta görmekteyiz. Dahasonra MÖ 5.yy’da Sofistler tarafından sistemli birşekilde septisizm görüşleri ortaya konulmuştur.a) Sofistler: Sofistler MÖ 5. ve 4. yy’da yaşayangezgin öğretmenlerdir. Para karşılığında dil (hitabet),siyaset, tarih ve birçok konuda ders vermekteydiler.Sofistler temel olarak, kesin ve mutlak bilgininolamayacağını, insanların algılarının göreceliolduğunu savunarak bilgide rölâtivistliğisavunmuşlardır. Pragmatisttirler. Onlara göre her şeyrölatif (göreceli) olduğu için bilgi doğruya değil,yarara bağlanmalıdır. Bilinen en ünlü sofistlerProtagoras ve Gorgias’dır.- Protagoras (MÖ 480- 410)Protagoras’a göre tüm bilgiler duyu algısına dayanır.Algılar, kişinin o andaki durumuna bağlıdır. İnsaniçin doğru, ancak gördüğü, duyduğu ve hissettiğidir.Algılar kişiden kişiye değiştiğinden ne kadar kişivarsa o kadar da hakikat (doğru) vardır. Yanidoğrunun ölçütü insandır. Bundan dolayı bütüninsanlar için geçerli prensipler ve evrensel hakikatleryoktur. Yani herkes için geçerli mutlak bir bilgiyoktur. Bu görüşlerini “İnsan her şeyin ölçüsüdür”sözü ile özetler.- Gorgias (MÖ 483 – 376)Gorgias sadece bilginin imkânsızlığını reddetmeklekalmaz, varlığın kendisini de inkâr eder. Ona görevarlık yoktur ve bilinecek bir şey yoktur. GörüşleriniNihilizm’e (Hiççilik) kaydırmıştır. Bu görüşlerini deşu sözlerle özetler;- Hiçbir şey yoktur (Nihilizm).- Olsaydı da bilemezdik (Agnostisizm).- Bilseydik de başkalarına aktaramazdık.Uyarı: Protagoras algılar kişiden kişiye değişirdiyerek Rölativizm akımının ilk temsilcisi vekurucusu olmuştur.Uyarı: Nihilizm varlığın olmadığını yani varlığıinkâr edem akımdır. Agnostisizm ise varlığınbilinemeyeceğini, bilginin mümkün olmadığınısavunan akımdır. Gorgias görüşleri doğrultusundahem Nihilizm hem de Agnostisizm akımının ilktemsilcisidir.Uyarı: Sofistler septik düşüncenin ilk temelleriniatması bakımından ilk septik düşünürler olaraksayılmaktadır.
  6. 6. 6FELSEFE 2. ÜNİTE BİLGİ FELSEFESİb) Sistematik Septisizm: Pyrrhon ve öğrencisiTimon şüpheciliği (septisizm) sistematik halinegetiren septik düşünürlerdir.- Pyrrhon (MÖ 365-275)Pyrrhon’a göre, nesnelerin ne olduğunu bilemeyiz.Çünkü duyular olsun, akıl olsun, bize nesnelerioldukları gibi değil, göründükleri gibi gösterirler(Herhangi bir cismin suyun içinde kırık gözükmesigibi). Her yargı ve her yargının çelişiği için aynıgüçte nedenler vardır. Bunun için yapılması gerekenşey her türlü yargıdan kaçınmaktır (Epokhe). Böyleceinsan ruh dinginliğine kavuşup mutlu olacaktır.- Timon (MÖ 320-230)Pyrrhon’un öğrencisi Timon, hocasının görüşlerini üçsoruda toplamıştır:- Nesnelerin gerçek yapısı nedir? (kavranamaz)- Nesneler karşısındaki tavrımız ne olmalıdır?(Epokhe: yargıdan kaçınmak)- Nesneler karşısında doğru bir duruştan nekazanırız? (Ataraxia: ruh dinginliğiyle gelen enyüksek mutluluk)Pyrrhon ve Timon’dan sonra Akademi şüpheciliğidenilen başka bir akım da doğru bilgininimkânsızlığını savunmuştur. Bu akımın önemlitemsilcileri de Arkesilaos ve Karneades’tir.2. Doğru bilgi mümkündür diyen Dogmatizm:Doğru bilginin mümkün olduğunu savunan görüşedogmatizm denir. Dogmatik filozoflar, bilgininnereden geldiği konusunda farklı görüşleresahiptirler. Dogmatizm düşüncesini temel alanakımlar şunlardır:- Rasyonalizm- Empirizm- Kritisizm- Pozitivizm- Analitik Felsefe- Entüisyonizm- Pragmatizm- Fenomenolojia) Rasyonalizm (Akılcılık): Rasyonalizme göredoğru bilgi mümkündür ve doğru bilgiye ancak akıllaulaşabiliriz. Akıl, doğuştan bilgi edinme yetisi iledonatılmıştır. Yani biz bilgilere doğuştan sahibiz.Bunun için duyum ve algılar bize zorunlu, kesin,genel geçer bilgileri veremezler. Böyle bir bilgiyibize ancak akıl verebilir. Deneyden gelmeyen, deneyöncesi bu bilgilere Kant “a priori” bilgi adını verir.Rasyonalizme göre analitik önermeler, matematikselbilgiler, akıl ilkeleri, evrene ve Tanrı’ya ait bazıbilgiler doğuştan vardır.Rasyonalizmin en önemli temsilcileri ise Sokrates,Platon, Aristoteles, Farabi, Descartes, Hegel veLeibniz.- Sokrates (MÖ 469 – 399)Sokrates’e göre, herkesin doğru olarak kabuledebileceği kesin bilgiler mümkündür. Bu bilgilerdoğuştan gelir. Bu düşüncesini ispatlamak için, hiçgeometri bilmeyen köleye yöneltmiş olduğu sorularlabir geometri problemi çözdürmüştür. Bununlainsanların başkalarına yeni bir şeyler öğretmediğini;sadece doğuştan onun aklında var olan bilgileri açığaçıkardığını savunur.Sokrates insanlarda doğuştan var olduğuna inandığıbilgileri açığa çıkarmak için diyalektik adı verilenkarşılıklı konuşma sanatını uygulamıştır. Bukonuşma sanatı iki aşamadan oluşmaktadır: İroni(alaya alma) ve maiotik (düşünceyi doğurtma).İroni ile bir şeyler bildiğini iddia eden kişiyisorgulayarak ona aslında bir şeyler bilmediğinigöstermeye çalışırdı. Maiotik ile de bir şeylerbilmediğini sanan kişiye çeşitli sorular sorarak okonuda aslında ne kadar bilgili olduğunu göstermeyeçalışmıştır. Sokrates, bunu yaparken aklıkullandığından akılcı sayılmıştır.- Platon (Eflatun) (MÖ 427 – 347)Sokrates’in öğrencisi olan Platon’a göre de zorunlu,kesin, genel geçer doğru bilgi mümkündür vedoğuştan bilgilerimiz vardır. Platon görüşlerini“İdealar kuramıyla” açıklamaya çalışır.Platona göre birbirinden tamamen farklı iki evrenvardır: İdealar evreni ve nesneler (görünüşler,duyular, fenomenler) evreni.İdealar evreni; ancak akıl yoluyla kavradığımızöncesiz ve sonrasız olan nesnelerin, asıl özlerininbulunduğu evrendir. Asıl bilgi, değişmez varlıklarınbulunduğu idealar evrenine ait olan bilgidir.İdeaların bilgisi kesin, zorunlu, mutlak, genel geçerbilgidir. Platon buna “episteme” der.Uyarı: Descartes’te septik filozof olaraksayılabilmektedir. Fakat Descartes septisizm’imutlak kesin bilgiye ulaşmada araç olarakkullanmıştır. Descartes, kesin bilginin mümkünolduğunu savunurken, diğer septik düşünürler iseseptisizm’i amaç haline getirerek doğru bilgininmümkün olmadığını savunmuşturlar. Descartes’inşüpheyi araç olarak kullanması onu diğer septikdüşünürlerden ayırır.
  7. 7. 7FELSEFE 2. ÜNİTE BİLGİ FELSEFESİNesneler evreni; idealar evreninin duyular aracılığıile algılanan bir kopyası, görüntüsü veya gölgesidir.Nesneler (duyular) evrenindeki varlıkların her birininidealar evreninde gerçek bir ideası vardır. Yanigerçek olan idealar evrenindekidir. Örneğinodamızdaki sandalye gerçek değildir; sadece gerçekolan sandalye ideasının bir kopyasıdır.Nesneler evreni; sürekli oluşan, değişen, yok olanobjelerin evrenidir. Bunlar algılanabilir, görülürşeylerdir. Zaman içerisinde sürekli değişirler. Bunedenle nesneler evrenine ait bilgiler aldatıcıdır vedoğru bilgi olamaz. Bu bilgiye “doxa” (sanı) der.- Aristoteles (MÖ 384 – 322)Platonun öğrencisidir. Fakat hocasından farklı varlıkanlayışı benimsemiştir. Görüşlerini mantığadayandırmıştır (Mantığın kurucusu sayılır).Aristoteles’e göre; gerçekten var olanlar tekil vebireysel olanlardır (algılananlardır). Bunlara aitbilgiye ancak tümel önermelerle ulaşabiliriz. Tümelönermelerin içinde tekiller olduğundan yapılmasıgereken, kavram olarak bilinen tümellerden tekilleri(algılananın) üretmektir. Bunu da tümdengelimyöntemi ile yapabiliriz.Aristoteles’e göre bilgi akıl ile elde edilir. Akıl dapasif (edilgen) ve aktif (etkin) akıl diye iki türlüdür.Pasif akıl duyularla bilgilerin içeriğini, malzemesinisağlar. Aktif akıl ise bunları işleyerek,biçimlendirerek doğru bilgiye ulaşır.Platon evreni ikiye ayırarak düalist (ikici) görüşsergilerken, Aristoteles bu ayrılığı ortadankaldırmıştır. Ona göre idealar nesnelerdenbağımsız değildir, çünkü içeriklerini duyusaldünyadan alır. İdealar tek tek nesnelerin özündetümel kavramlar olarak vardır. İdealar, duyularevreninde bulunan varlıkların içinde bulunanözlerdir. Aristoteles bu öze form adını verir. Formmaddeye biçim kazandırıp varlıkların ortayaçıkmasını sağlar. Madde taslaktır, eksik olan şeydir.Form ise mükemmelliktir, tamamlanmadır. Var olanher şey form ve maddeden oluşmuştur. Her şeyform kazanmış maddedir. Mesela; beden madde ruhda formdur.- Farabi (870 – 950)İslam felsefesinin kurucusudur. Önce Platon’dan,daha sonra Aristoteles’ten etkilenmiştir. Farabi’yegöre varlığın başında zorunlu varlık (Tanrı) vardır. O,tüm varlıkların var olma nedenidir. Var oluşunubaşka hiçbir varlığa borçlu değildir. Zorunlu varlık,dereceli olarak varlık tabakalarını yaratmıştır. İlkyarattığı varlık olan akılda bilme yetisi kendindenvardır. Akıl hem kendini hem de Tanrı’yı bilir. İnsanaklında doğuştan bazı bilgiler vardır. Bunlar pasiftir.Deney ile temasa geçince aktif hale gelir.Farabi’ye göre en büyük erdem bilgidir. Aklınedindiği bilgilerle insan iyiyi kötüden, doğruyuyanlıştan, güzeli çirkinden ayırabilir. Bilginin üçkaynağı vardır: duyu, akıl, nazar (derinliğinedüşünme). Duyu ve akıl doğrudan, nazar ise dolaylıbilgiyi verir. Duyusal bilgiler, duyu organlarıncaalgılanan, tekil olan bilgilerdir. Bilimsel ve gerçekbilgi değildir. Fakat gerçek bilginin malzemesinioluşturur. Akıl bu tekil bilgileri biçimlendirip bellikategorilere koyarak genel kavramlara ve yargılaradönüştürür. Böylece kesin ve genel geçer bilgilereulaşılır. Nazar yoluyla ise akılda doğuştan bulunandüşünceleri kavrarız. Farabi üç türlü bilgidenbahseder:1. İlk bilgiler: Doğruluğu herkes tarafından kabuledilen, diğer bilgileri elde etmek için kullanılan vedoğuştan bizde var olan bilgilerdir.2. Duyulara ve mantıksal çıkarımlara dayalıbilgiler: Doğruluğundan kesin olarak eminolamadığımız bilgiler.3. Tasdiki bilgiler: Doğrulukları kıyasla kanıtlanmışakli ve tümel bilgilerdir.- Rene Descartes (1596 – 1650)Yeniçağ (17.yy) rasyonalizminin ve analitikgeometrinin kurucusudur. Matematik-fizik metoduylaaçık-seçik ve kesin bilgilere ulaşılabileceğinisavunmuştur. Bu bilgilerin nasıl elde edilebileceğinimetodik şüphe yöntemini kullanarak ortayakoymuştur. Kullandığı şüphe, bir amaç değil bir araçşüphesidir. Descartese göre şüphe etmekdüşünmektir. Şüphe eden kişi düşünüyor demektir.Düşünen kişi, bilincinden ve bilincinin varlığındanşüphe edemez. Öyleyse düşünüyorum, o halde varım.İşte bu Descartese göre ilk elde edilen apaçık vekesin bilgidir. Daha sonra bu yöntemle Tanrının vevarlıkların şüphe edilemeyecek gerçeklikler olduğunukanıtlar. Kanıtlamalarını hep akıl yoluyla yapar.Descartes’e göre üç tür bilgi vardır:- Doğuştan getirilen bilgiler: Tanrı fikri,matematikteki sayılar, sonsuzluk fikri gibi.- Yapma bilgiler: Duyu organlarından gelenbilgilerdir.- Arızi (geçici) bilgilerUyarı: Platon idealar kuramı nedeniyle ilk idealist(idealizm) ve düalist (ikici) düşünür olaraksayılmıştır. Duyuların bilgisine güvenmediği içinEmpirizm ve Sensualizm’e (duyumculuk) karşıdır.Uyarı: Rasyonalist olmasına karşın bilginindoğuştan geldiği görüşüne karşı çıkar. Ona göredoğuştan bilgi olamaz fakat duyu organlarıncaelde edilenleri işleme ve kavramlar oluşturmayeteneğine sahiptir. Yani akıl bilgiyi taşıyan değil,akıl bilgiyi üreten güçtür.
  8. 8. 8FELSEFE 2. ÜNİTE BİLGİ FELSEFESİ- Hegel (1770 – 1831)Hegele göre akıl en güvenilir bilgi kaynağıdır. Doğrubilgiye ancak mantık (akıl) yoluyla ulaşabileceğinisöyler. Duyu organları kesin, genel geçer bilgiveremez. Çünkü ona göre her objenin (nesnenin)arkasında bir ide saklıdır. İşte düşünce, objeninarkasındaki ideyi kavramaktır. Her obje (nesne)akılsaldır. Böylece her akli olan gerçektir. Her gerçekolan da akılsaldır. Aklın yasalarıyla varlığın yasalarıbir ve aynıdır.Ona göre ruh (düşünce) ve evren (madde) süreklideğişim halindedir. Her şey üç aşamalı bir gelişmesüreci içinde oluşur. Hegel buna diyalektik süreçder. Diyalektikte bulunan bu üç aşama: tez, antitezve sentezdir. Örneğin; çiçek (tez), çiçeğin yokolması (antitez), meyve (sentez). Yani diyalektiksüreçte çiçeğin meyveye dönüşebilmesi için kendivarlık halini yokluk haline dönüştürerek bir değişimgeçirmesi ve yeni bir oluşum oluşturması sözkonusudur. Kısacası diyalektik süreçte varlık tez,yokluk antitez, oluş da sentezdir.Hegel mutlak zihnin (GEİST) değişimini, gelişiminive ilerlemesini de bu diyalektik süreçle açıklar.b) Empirizm (Deneycilik): Empirizmin ilk örnekleriilkçağda Epiküros ve Gassendi’de görülür.Epiküros’a göre bütün bilgilerimizin ilk kaynağıduyudur. Yeniçağda Empirizmin en önemlitemsilcileri; John Locke, David Hume, GeorgeBerkeley, E. Condillac, Herbert Spencer’dir.Empirizm akımı, bilgilerimizin kaynağının duyu vealgılar olduğunu, doğuştan aklımızda hiçbir bilgininbulunmadığını ileri sürer. Ayrıca genel-geçer bilgininmümkün olduğunu savunur.Empirizm akımı, insan zihninin doğuştan boş birlevha olduğunu ileri sürer. Yazılmamış bu levha,deneylerden gelen izlenimlerin oluşturduğu fikirlerleyavaş yavaş dolmaktadır.- John Locke (1632 – 1704)J. Locke’a göre insan zihninde doğuştan hiçbir bilgiyoktur. Ona göre zihin başlangıçta üzeri yazılmayıbekleyen boş bir levhadır (Tabula Rasa). Her şeysonradan bu levhaya yazılır. Bu levha duyum vedeneylerle dolar. Locke’a göre bilgiyi oluşturan ikiçeşit deney vardır. Bunlar: iç ve dış deney1. Dışa ait duyumlar (dış deney): Dış deney, duyuorganlarımız aracılığıyla sağlanır. Duyuorganlarımızla dış dünyayı keşfeder; nesnelerin renk,ses, sıcaklık, sertlik gibi niteliklerini biliriz.2. İç deney: İç deney, düşünce ile sağlanır. Dışdeneyle elde edilenler sonucu zihin otomatikişlemeye başlar. Zihin pasifken aktif duruma gelir.Bu aktiflik halinde algılamak, bilmek, sınıflamak,düşünmek gibi zihinsel etkinlikler ortaya çıkar. İçdeney bu etkinliklerin farkına varmaktır.John Locke’a göre bütün bilgi ve düşüncelerimiz buiki yolla oluşur. John Locke’a göre her türlü bilgi“a posteriori” (deney sonrası) dir.- David Hume (1711 – 1776)D. Hume, Locke’un empirizmini şüpheciliğe kadargötürmüştür. Locke’un iç ve dış deney ayrımınıreddeder. Ona göre bütün bilgilerimizin kaynağı dışdeneydir. Düşüncelerimizi iki kaynağa bağlar:1. İzlenimler (duyumlar): Canlı duyumlardır.İşitirken, görürken, severken veya nefret ederkenhissettiklerimiz yani duyumlarımızdır.2. Fikirler (düşünceler): İzlenimlerin (duyumların)canlılığını kaybetmiş kopyasıdır. Bunların farkınaancak herhangi bir izlenime yönelip onun üzerindedurduğumuzda (hatırlama, hayal etme gibi) varırız. Ohalde bütün bilgilerimizin kaynağı izlenimlerdir.D. Hume, rasyonalistlerin a priori (deney öncesi,doğuştan) olarak kabul ettikleri nedensellik(determinizm) ilkesine karşı çıkar. Ona göre doğadanedensellik ilkesi yoktur. Bu nedensellik ilkesiaslında, zihnin alışkanlıklarıdır. Çünkü insan, olaylarıgöre göre alışkanlık edinir, onların her zaman aynışekilde olacağını düşünür. Aslında olaylar arasındazorunlu bir ilgi yoktur. Bu görüşe indeterminizmdenir.- E. Condillac (1715–1780)Empirizmi tümüyle duyumculuğa (Sensualizm)indirger. Condillac’a göre tüm bilgilerin kaynağıduyulardır. Duyu verilerinin dışında hiçbir sonuçbilgi değildir. Lockeun aksine düşünceyi duyuma ekbir bilgi kaynağı olarak görmez. Bir heykel ("hayaliheykel") örneğine başvurur.Condillac mermer heykel aracılığıyla kokuduyusundan başlayarak beş duyuyu ayrı ayrıçözümler ve dokunma duyusu olmaksızın nesnelerinniteliklerini kavrayamayacağımızı belirterek zihninbilgi ve yeteneklerinin daha çok dokunma duyusununürünü olduğunu savunur. Dış dünyayı kavrayışımızındokunma ve görme duyusunun gelişimiyle ortayaçıktığını ve dokunma duyusunun diğer duyularınhocası olduğunu öne sürer.
  9. 9. 9FELSEFE 2. ÜNİTE BİLGİ FELSEFESİ- George Berkeley (1685 – 1753)Berkeley’e göre bütün bilgilerimizin kaynağıdeneydir. Fakat Berkeley deney deyince doğrudandoğruya duyulur algıyı kasteder.Berkeley’e göre bilincimizin dışında bağımsız birvarlığı kabul etmek bir çelişkidir. Çünkü kabuledildiği takdirde objelerin tasarlanmadan,düşünülmeden de var olduklarını ileri sürmekdemektir. Dışarıdaki objelerin var oluşunu ne kadaruğraşırsak uğraşalım incelediğimiz hep kendiidelerimizdir. Bundan dolayı varlık algılamadır.Varlık duyumsanandan, algılanandan başka bir şeydeğildir. Gerçek olan algılardır. Berkeley bugörüşlerini “var olmak algılanmış olmak demektir”sözleriyle özetler. Berkeley’in bu görüşüneSensualizm (Duyumculuk) denir.c) Kritisizm (Eleştirel Felsefe): Bu akımınınkurucusu ve temsilcisi I. Kant (1724-1804)’tır. Kant,empirizm ile rasyonalizm’i uzlaştırmaya çalışmıştır.Kant’a göre akıl ve deney tek başına mutlak varlığıkavramada yetersizdir. İnsan bilgisi, duyuorganlarının bildiklerinin zihin tarafındanbirleştirilerek bilgi haline dönüştürülmesi işlemidir.Kant’a göre; bilgimiz deneyle başlar fakat deneylebitmez. Çünkü bilginin oluşabilmesi için deney kadarzihne de ihtiyaç vardır. Bilginin hammaddesiniduyular (deney) bize verir. Bu hammadde zihninkategorileri (a priori) içine girer. Bu kategorilerdeform (şekil) alarak akıl tarafından işlenir ve böylecebilgi oluşur. İşte biz nesneleri ve olayları her insandaortak olan bu kategorilere biliriz. Zihin böyleolmasaydı, nesneler ve olaylar farklı bilinecekti.Öyleyse nesnelere ve olaylara ait bilgiler insan zihnibakımdan görecelidir. Çünkü elde edilen bilgifenomenlerin bilgisidir. Ancak bunlar zorunlu, kesinve genel geçer bilgilerdir.Kant’a göre iki türlü bilgimiz vardır:- a posteriori: Duyular aracılığıyla (deneyle) eldeedilen bilgilerimizdir.- a priori: Deneyden gelmeyen, deney öncesibilgilerimizdir. Kant bunlara kategoriler (form)demiştir. Kategoriler 12 tanedir (nicelik, nitelik,bağlantı, kiplik) Bunlar doğuştandır. Kategorilerherkeste aynıdır. Sağladıkları bilgi kesin, tümel vezorunlu bilgidir.Kant’a göre ancak fenomenal alanın bilgisibilinebilir. Fenomenler duyularla algılanabilenvarlıkların bilgisidir. Biz numen alanın (deneyüstü:Tanrı, ruh, ölümsüzlük gibi) bilgisini edinemeyiz.Çünkü numen alanı zihnin kategorilerine görebiçimlenmemiştir ve özü gereği gerçeği bilinemez.ç) Pozitivizm (Olguculuk): Kurucusu ve temsilcisiAuguste Comte (1798-1857)’dur. Comte göre doğrubilgi ancak bilimsel (pozitivist) bilgidir. Bilimselbilgi olgulara dayanan, deney ve gözlem yoluyla eldeedilen bilgidir. Comte olgulara dayanmayan, deneyleispatlanamayan, denetlenemeyen şeylerin felsefedenatılması gerektiğini söyler. Çünkü bunlar bilimseldeğildir, anlamsızdır ve metafizikseldir. Comte’unamacı felsefeye bilimsel bir kimlik kazandırmaktı. Bunedenle metafiziksel şeylerin felsefeden atılmasıgerektiğini savunur. Çünkü bunların hiçbirininolgusal dayanağı yoktur, bu nedenle ispatlanamaz.Comte, insanlığın düşünce sisteminde biliminegemen olduğu pozitif döneme ulaşana dek üçaşamadan (üç hal yasası) geçtiğini söyler.Teolojik dönem: İlkel toplumlar evren, dünya veolaylarla ilgili tüm soruların yanıtlarını tanrıda vetanrısal güçlerde aramışlardır. Teolojik döneminürünü dindir (Orta Çağın sonuna kadar süren dönem).Metafizik dönem: Bu dönemde insanlar evreni,dünyayı, olayları soyut güçlerle (Ruh, töz, kuvvetgibi metafizik öğelerle) açıklamaya çalışmıştır. Budönemin ürünü felsefedir (1789 Fransız ihtilalinekadarki dönem).Pozitif dönem: Bu dönemde insanlar evreni,dünyayı, olayları doğa yasaları ile açıklama yolunuseçmiştir. Bu dönemin ürünü bilimdir (1789 Fransızihtilali’nden günümüze kadar devam eden dönem).d) Analitik Felsefe (Mantıksal-Yeni Pozitivizm):Analitik felsefecilere göre matematik ve mantık iledoğru olarak tanımlanamayan veya deney ve gözlemile doğrulanamayan her bilgi değersiz, boş laftanbaşka bir şey değildir. Bilim sadece açık, mantıklı,akılsal değil duyu deneyimi ile de incelenipkanıtlanabilir olandır. Metafizik, bilimin ve felsefeninkonusu olamaz.Felsefenin görevi dildeki kavramları çözümlemektir.Bunu gerçekleştirirken de sembolik mantık dilikullanılmıştır. En önemli temsilcileri Wittgenstein,Reichenbach, G.E. Moore, Carnap, B. Russell’dir.- Wittgenstein (1889 – 1951)Bütün felsefe problemlerini bir dil problemineindirgemiştir. Ona göre dil, önermelerden oluşur veanlamlı önermeler gerçekliğin resimleridir. Dil ilegerçek aynı yapıya sahiptir. Dilin analizi gerçekliğinde analizidir. Dil dış dünyayı resmeder. Bu nedenleönermeler, olguların resimleri ve tasvirleridir.Resmin anlamı ile göndergesi arasında uyum varsaresmedilen şey (yani cümle) doğru olur. Mesela“Türkiye’nin başkenti Ankara’dır.” cümlesindeanlamı ile onun göndergesi uyumlu olduğu için bucümle doğrudur. Yani ona göre gerçeklik, dil vedüşünce arasında birebir uygunluktur.
  10. 10. 10FELSEFE 2. ÜNİTE BİLGİ FELSEFESİDış dünya kelimelerle sınırlıdır. Bunları önermelerleifade edemezsek bir anlamı kalmaz. Bu nedenle dilinyapısı düşünceye de sınır koymuş olur. Dilinbelirlediği sınırın ötesinde kalanlar saçma,anlamsızdır. Doğrulanamaz ve bilgi değeri yoktur.Önermelerin doğrulanmaları, duyu gözlemi vegözleme dayalı olarak üretilen bilgilerle olur. Mesela“Çalmak kötüdür”, “Tanrı vardır” gibi önermeler birşeyin veya durumun görüntüsünü veremezler yaniolgulara dayalı değildir. Bu nedenle doğrulanamazlar.e) Entüisyonizm (Sezgicilik): Sezgi (intuition) aklındoğrudan doğruya, yani araçsız olarak bir şeyinalgısını elde etmesi manasına gelir. Yani aklın birhamlede algılaması bir sezgidir.Sezgicilik, akıl ve duyumu gerçeği bulma ve bilmearacı olarak kabul etmez. Çünkü bunlar, bulmak vebilmek için araçlara muhtaçtırlar. Oysa gerçek ve özbiliş, hiçbir araç olmaksızın, doğrudan doğruya sezgigücüyle bilmekle mümkündür. Sezgicilik akımının enönemli temsilcileri Gazali ve Henri Bergson’dur.- Gazali (1058 – 1111)Felsefeye şüphe ile başlar. Şüpheyi kesin bilgiyeulaşmada bir araç (yöntem) olarak kullanır. Duyularve akıl bilgilerimizin kaynağıdır, fakat bize kesinbilgiyi (hakikati) vermez. Kesin bilgiye ancaksezgiyle ulaşabiliriz. Gazali’ye göre sezgi, Tanrınıninsan kalbine bağışladığı doğal bir ışıktır. Bu ışıklainsan, gerçeğin bilgisine ulaşabilir. Gazali bu ışığa“kalp gözü” demektedir. Kalp gözünün açılması içininsan kalbini temizlemeli, onu çeşitli arzu veisteklerin baskısından kurtarmalıdır.- Henri Bergson (1859 – 1941)H. Bergson’a göre zekâ ve sezgi birbirleriyle karşıtdurumdadırlar. Zekâ; statik, hareketsiz bir varlık olanmaddeyi bilebilir ama dinamik, canlı, değişken olanyaşamı bilemez. Yaşam değişmeyi, eylemi veyaratmayı ifade eder. Yaşam ancak zaman içerisindekavranan bir niteliktir. Zaman ise mekân gibi ölçülüphesap edilemez. Zaman, sürekli bir değişim ve biroluştur. Bu nedenle yaşamı ancak sezgi kavrayabilir.f) Pragmatizm (Faydacılık): Pragmatizm bir yaşamfelsefesidir. Çünkü Pragmatizm her şeyi insana göredeğerlendirir. İlk olarak Amerika da ortaya çıkmıştır.Pragmatizm’e göre bir şey yararlı olduğu sürecedeğerli, önemli ve doğrudur. Gerçeklik ve doğrulukinsanın eylemlerinin sonuçları, başarıları veyararlarıyla değerlendirilmektedir. Kurucusu CharlesS. Pierce (1839-1914), en önemli temsilcileri ise W.James ve J. Dewey’dir.- William James (1842 – 1910)W. James’e göre insan yaşamında işe yarayan vefaydalı olan şeyler doğru ve gerçektir. Doğrunundeğeri de bize sağladığı fayda ile ölçülür. Hayat veolaylar değişkendir, bu nedenle insanın ihtiyaçları dasürekli olarak değişir. O halde doğrular (gerçekler) dabu değişimlere bağlı olarak sürekli değişir. Yaniezeli ve edebi doğrular yoktur.- John Dewey (1859 – 1952)J. Dewey’e göre doğru, karşılaştığımız problemleriçözmemizde kullandığımız bir araçtır. Bilgi edinme,insanın bir sorunla karşılaşması durumunda başlar,problemin çözümüyle de sona erer. Bu problemçözümünde bizi başarıya götüren, sorunumuzuçözmemizde yardımcı olan bilgiler doğrudur. Bugörüşe enstrümantalizm (aletçilik) denir.g) Fenomenoloji (Görüngü/Özbilim): Fenomeninkelime anlamı görüngü, görünüş demektir. Bu akımınkurucusu Edmund Husserl (1859-1938)’dir. Husserlfelsefeyi kesin bilim haline getirmek istemiştir. Onagöre felsefenin yapması gereken, özlerin niteliğini veişlevlerini araştırmaktır. Fenomenoloji bir felsefesistemi olmaktan çok varlıkların özüne ulaşmak içinkullanılan bir yöntemdir. Empirizm ve pozitivizm’ekarşıdır. Bu akıma göre “öz”, fenomenin içindedirve bilinç bu özü ancak sezgi yoluyla kavrayabilir.Husserl’e göre; bir fenomenin (nesnenin) öz bilgisineulaşabilmek için önce onun özüne ait olmayan tümözelliklerin (ilgisiz görüşler, bilimsel ve günlükbilgiler, önyargılar vb.) ayıklanması (parantez içinealınması) gerekir. Böylece insanın öze ulaşmasınıengelleyen, öze ait olmayan öğeler, kısa bir süre içinyok sayılır. Yani Fenomenoloji yöntemiyle varlığınözünü meydana getirmeyen somut özelliklerayıklanarak varlık soyutlanır. Bu sayede bilinç, onunözünü doğrudan, aracısız olarak kavrar.Kısacası fenomenoloji, varlıkların olgusal özellikleriötesinde bunların özlerini, yani sadecedüşüncemizdeki varlıklarını kavrama çabasıdır.Örneğin; bir kalemin özüne ulaşmak istiyorsak,kalemin olgusal özelliklerini (şeklini, rengini,ağırlığını vb.) bir kenara bıraktığımızda bilincimizde,onu kalem yapan saf özü, idesi kalır. Bu özler, zamanve mekâna bağlı değildir, ölçülüp tartılamazlar.Husserl’e göre; insan zihninden tam anlamıylabağımsız olmayan varlık alanı vardır. İnsan bu varlıkalanını bilinciyle bilir. İnsan bilinci tarafındanbelirlenen bu varlık alanına Fenomenler denir.Fenomen bizim zihnimizin olanakları çerçevesindevar olur. O halde fenomenler zihnimizin belirlediğive var ettiği varlıklardır.
  11. 11. 11FELSEFE ÖSS SORULARI 1. VE 2. ÜNİTE1. Bilimsel kuramların ortaya çıkışını bir mucize olarakgöstermek hiçbir şekilde savunulamaz. Bilimingeçmişine bakıldığında, önceleri bir atlama, sıçramaolarak görülen bilimsel çalışmaların, aslındakendinden önceki pek çok kaynaktan beslendiğigörülmektedir. Başka bir deyişle, bilimin selleriniveya nehirlerini oluşturan küçük dereler, çaylar farkedilmektedir.Bu parçada bilimsel bilginin hangi özelliğivurgulanmaktadır?A) Bilimsel yöntemle üretilmesiB) Sistemli ve düzenli olmasıC) Olaylar arasındaki ilişkileri açıklamasıD) Mantık ilkelerine uygun olmasıE) Birikimli olarak ilerlemesi(1999-ÖSS-İPTAL)2. Hegel’e göre felsefe, nesnelerin, düşünceylegörülmesi, düşünceyle ele alınmasıdır. Düşünmekendi kendisiyle beslenir; dışarıdan sağlanacak birgerece gerek yoktur. Hegel gerçeğe, deneye hiçbaşvurmadan düşünceyle ulaşmaya çalışır.Hegel’in bu yaklaşımında temel aldığı görüşaşağıdakilerden hangisidir?A) Bilginin kaynağı duyumlar değil, akıldır.B) Doğuştan gelen hiçbir kavram yoktur, tümkavramlar yaşantılar yoluyla kazanılır.C) Bilgi ancak mistik bir sezgi ile elde edilir.D) Düşünme yetisi bireyin algıladıklarıyla sınırlıdır.E) Düşünce yalnızca bir eylem aracıdır ve ancak biraraç olarak değer taşır.(1999-ÖSS-İPTAL)3. Felsefe ilk kez Batı Anadolu’nun zengin limankentlerinde ortaya çıkmıştır. Doğudan gelen kervanyollarının sonunda bulunan bu kentler, denizticaretinin de merkezini oluşturmaktaydı. Ticariilişkilerde sadece mallar değiş tokuş edilmez, bumalların üretiminde kullanılan bilgi, görüş veteknikler de öğrenilirdi. İşte bu alışveriş BatıAnadolu’nun liman kentlerinde yaşayanların dünyayıtanıma, dolayısıyla eski düşüncelerinden kuşku duymave bunların yerine yeni bilgi ve birikimlerine uygunbir düşünce sistemi oluşturma yönünde büyük biratılım yapmasını sağlamıştır.Bu parçada, felsefenin doğuşu aşağıdakilerdenhangisine bağlanmıştır?A) Çeşitli uygarlıkların bilgi birikimindenyararlanıldığı bir refah ortamının oluşmasınaB) Ticaret yoluyla zenginleşen toplumlarda sanatçıve düşünürlere yönetimde önemli görevlerverilmesineC) Toplumda kültürel etkileşim yoğunlaştıkçaeğitime verilen önemin de artmasınaD) Üretim tekniklerinin gelişmesi sonucu ulaşımaraçlarının çeşitlenmesineE) Ticaretin geliştirdiği girişimci kişiliğin yaşamtarzına da yansımasına(1999-ÖSS-İPTAL)4. Bir felsefe tarihçisine göre,• Epikuros’un acı yokluğunu en yüksek haz olarakbelirlemesi, onun uzun yıllar damla hastalığınıngetirdiği acılarla boğuşmak zorunda kalmasıyla;• Platon’un demokrasi karşıtı eğilimleri, hocasıSokrates’in Atina demokrasisi tarafından ölümemahkûm edilmesi karşısında duyduğu kızgınlıklaaçıklanabilir.Felsefe tarihçisinin bu yaklaşımının temelindeaşağıdaki görüşlerden hangisi vardır?A) Düşünür, çevresindeki olayların etkisindenarındıkça yetkinleşir.B) Aynı çağda yaşayan düşünürlerin görüşleriarasında paralellik vardır.C) Düşünürler, ele alacakları konuları, yakınçevrelerinin yönlendirmesiyle seçerler.D) Bir düşünürün öğretisini açıklamak için, yaşadığıçağda egemen olan görüşleri bilmek gerekir.E) Bir düşünürün kişisel birikimleri ve yaşantılarıonun düşünce sistemini etkiler.(1999-ÖSS-İPTAL)5. Pythagorasçı okula göre felsefenin amacı insanruhunu kurtarmaktır. Mutluluğun insan ruhundaaranması gerektiğini ileri süren Pythagorasçılar ruhunkurtuluşunun ancak bilgi yoluyla saflaşarak ulaşılacakerdemli bir yaşayışla mümkün olduğunusavunmuşlardır.Buna göre aşağıdakilerden hangisi Pythagorasçıokulun bir özelliğidir?A) Felsefe alanında, sorulardan çok cevaplara önemvermeB) Felsefeyi salt bir düşünme eylemi olarak değil,aynı zamanda bir yaşam biçimi olarak görmeC) Akla dayalı çıkarımların yanı sıra duyulara dayalıbilgiye de değer vermeD) Bilginin doğruluğunu, sağladığı yarara değil,öğeleri arasındaki tutarlılığa bağlamaE) Varlığın hem düşünceden hem de maddedenoluştuğunu ileri sürme(1999-ÖSS-İPTAL)6. Başlangıçta, bilimsel bilgilerin her biri onu üretentarafından bir bilimsel sav olarak ortaya atılmıştır.Bilimsel savlar henüz bilimsel bilgi adayı aşamasındaolan önermelerdir. Bu önermeler, doğruluğuaraştırmalarla gösterildiği ölçüde bilimsel gerçekniteliği kazanır. Bilimsel savlar itirazlara hedefolmakta devam ediyor, ancak gene de bilimadamlarınca ciddiye alınıyorsa, onların doğruluğunuaraştırma süreci devam eder ve bazen bu süreçyüzyıllarca sürebilir.Bir bilimsel savın, bu parçada sözü edilen süreçtengeçerek bilimsel gerçek haline gelmesi için temelkoşul aşağıdakilerden hangisidir?A) Bugüne kadar var olan bilgilerle tutarlı olmasıB) Ele aldığı olgunun sınanma yöntemini deönermesiC) Gelecekte ortaya çıkabilecek olaylarla ilgiliöngörüde bulunmasıD) Nesnel olarak sınanabilir nitelikte olmasıE) Birtakım varsayımlara dayalı olması(1999-ÖSS-İPTAL)
  12. 12. 12FELSEFE ÖSS SORULARI 1. VE 2. ÜNİTE7. Birçok filozof kendinden önce gelenleringörüşlerinden farklı, kimi zaman onlara zıt bir görüşleortaya çıkmış; kendinden sonra gelen filozoflartarafından reddedilme kaderiyle karşılaşmıştır. Birbakıma, filozofun, felsefede kendisine kadar olangelişmeleri ve savları gözden geçirerek yeni bir felsefesistemine ulaşma çabası içinde olduğu söylenebilir.Bu parçada aşağıdaki görüşlerden hangisivurgulanmaktadır?A) Felsefi görüşler, evreni ve varlığı bir yönüyledeğil bütünüyle açıklamaya çalışır.B) Her felsefe sistemi onu oluşturan düşünürünkişiliğini yansıtır.C) Her felsefe akımı kendi içinde düzenli ve tutarlıbir bilgi bütünüdür.D) Felsefede üretilen bilgiler, doğruluğu ya dayanlışlığı tartışılmaz niteliktedir.E) Filozoflar, felsefedeki bilgi birikiminisorgulayarak kendi görüşlerini oluşturmayaçalışırlar.(1999-ÖSS)8. Sofistler, düşünürlerin o zamana kadar üzerindedurmadıkları kültür, ahlak ve siyasetle ilgili sorumlarıele alıp tartışmış, bu konuları felsefeyekazandırmışlardır. Bu, felsefenin gelişmesi açısındanbüyük bir katkıdır.Bu parçada felsefi düşünmenin gelişmesindeaşağıdakilerden hangisinin öneminden sözedilmektedir?A) Bir konuda, diğer filozofların da onaylayacağıgörüşler oluşturmanınB) Bir felsefi soruna yeni bir cevap aramanınC) Felsefi sorunları birden fazla yöntemleincelemeninD) Felsefenin tartıştığı konular evreninigenişletmeninE) Bir felsefi konuyu tüm yönleriyle ele almanın(1999-ÖSS)9. Thales’e göre evrendeki her şey tek bir ana maddedentüremiştir. Anaximenes ve Anaximandros, Thales’inbu görüşünü paylaşmakla birlikte, ana maddeninkonusunda onunkinden çok farklı görüşler ortayaatmışlardır. Burada asıl önemli olan, Anaximenes veAnaximandros’un Thales’in savını herhangi birotoriteye ters düştüğü gerekçesiyle reddetmek yerine,mantık ve deneyimlere aykırı olduğunu göstererekçürütmeye çalışmalarıdır. Bu tavır o dönem için çokyenidir. Çünkü o güne kadar evrenle ilgili her şeydoğaüstü güçlere bağlanarak inanç konusu kabuledilmiş ve hiçbir zaman tartışılmamıştır.Bu parçaya göre Anaximenes ve Anaximandrosaşağıdakilerden hangisine öncülük etmiştir?A) Akılcı gerekçelere ve olgulara dayalı eleştiriyeB) Deneysel yöntemle yapılan araştırmalaraC) Bilgiye değer veren toplum düzeni arayışlarınaD) Devlet otoritesine karşı çıkan görüşlereE) Meslektaşlar arasında dayanışmaya(1999-ÖSS)10. Bir düşünür, duyuları küçümseyen salt akılcı görüşekarşı, duyuların ağzından şöyle söylemektedir:“Zavallı akıl, beni çürütmek için dayandığın kanıtlarıyine benden alıyorsun.”Düşünürün bu sözle anlatmak istediğiaşağıdakilerden hangisidir?A) İnsan, duyularından gelen bilgiyi edilgen biçimdealmaz; onları şüphenin ve aklın süzgecindengeçirerek yorumlar.B) Duyulardan gelen bilginin doğru olup olmadığı,yine duyulardan gelen başka bilgilerinkullanılmasıyla anlaşılır.C) Duyular, duyu organlarına yani bedenimize bağlıolduğu için sınırlıdır; akıl ise maddesel olmadığıiçin sınırsızdır.D) Duyular bize olayların gerçek nedenlerinisöyleyemez; olayların özü ancak akıllakavranabilir.E) Doğadaki her şey, duyularla algılanmasıolanaksız olan ve hiçbir zaman değişmeyen bir ilkmaddeden oluşmuştur.(1999-ÖSS)11. Sokrates, konuşmalarında, kendisinin hiçbir şeybilmediği gerekçesiyle, karşısındaki kişiye sorularyöneltir. Bu sorulara ve onlara aldığı cevaplara önce okişinin ortaya koyduğu düşüncenin üstünkörülüğünü,temelsizliğini gösterir. Sorularında devam ederek,konuştuğu kişinin doğru düşünceye ulaşmasınayardımcı olur. Kendi deyişiyle “ruhta uyku halindebulunan düşünceleri doğurtmaya” uğraşır.Sokrates’in bu yaklaşımının temelinde aşağıdakigörüşlerden hangisi vardır?A) Bilgiye, o konuda uzman kişilerin görüşlerialınarak ulaşılır.B) Bilgi, karşıt görüşlerin uzlaştırılmasıyla oluşur.C) Saklı olan doğrular, insanın sorgulama yoluyladüşündürülmesi sonucu ortaya çıkarılabilir.D) Apaçık olmayan gerçeklere, erdemli kişiler gibi,erdemsiz kişiler de ulaşabilir.E) Doğrular, duyularımızın ve aklımızınkavrayabilme gücüyle sınırlıdır.(1999-ÖSS)12. Bir bilimsel bilgi ürettiğini iddia eden kişi, iddiasını,bilimle uğraşan başka kişilerin degerçekleştirebileceği gözlem ve deneylere veyaonaylayacağı mantıksal çıkarımlara dayanarakbelgelemekle yükümlüdür. Bilim çevrelerininyeterince belgelenmiş saymadığı hiçbir iddia, bilimselbilgi olarak kabul edilmez.Bu parçaya dayanarak aşağıdaki yargılardanhangisine varılabilir?A) Bilimsel bilgi olgulara dayalı, tekrarlanabilir venesnel ölçütlerle denetlenebilir niteliktedir.B) Bilim, insanın, çevresinde olanları anlama veaçıklama ihtiyacından doğmuştur.C) Bilim genelleyicidir; tek tek olgularla değil, aynıtürden olguların ortak yönleriyle ilgilenir.D) Bilimsel bilgi, olaylar arasındaki ilişkileriaçıklayarak bu olayların kontrol edilebilmesinisağlar.E) Bilimsel bilgiler doğru olarak kabul edilenbirtakım temel varsayımlara dayanır.(1999 ÖSS)
  13. 13. 13FELSEFE ÖSS SORULARI 1. VE 2. ÜNİTE13. Felsefenin insana ve topluma yaptığı katkılarıgöremeyen kişiler onun boş ve gereksiz bir uğraşolduğunu ileri sürmektedirler. Oysa insanyaşamındaki rolü kolayca gözlenen telefon, bilgisayarveya televizyon gibi nesnelerin üretiminde felsefenindoğrudan katkısı olmasa da değer ve düşüncelerinüretimindeki katkısı yadsınamaz. Ancak değer vedüşüncelerin insan yaşamındaki yansımaları yalnızcadolaylı olarak gözlenebilir.Bu parçaya dayanarak felsefe ile ilgili aşağıdakiyargılardan hangisine ulaşılabilir?A) Günlük yaşam üzerindeki etkisini görmek güçtür.B) Ürettiği düşünceler arasında tutarsızlıklarbulunabilir.C) Ortaya koyduğu idealler konusunda bireylerinuzlaşması zordur.D) Her toplumu farklı biçimlerde etkiler.E) Sorguladığı kavramlar zamanla değişir.(2000-ÖSS)14. ● Felsefe, insanı, onu çevreleyen evreni ve toplumubilmek ve tanımak amacında olduğu için çeşitli bilimalanlarının bu konulardaki bulgularını kullanır.● Bilim, doğru bilginin koşulları, kaynakları vesınırları konusunda kendisine yol gösterebilecek veonu eleştirebilecek olan felsefi görüşlerden yararlanır.Bu iki bilgiye dayanarak felsefe ve bilimle ilgiliaşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılabilir.A) Aynı sorulara farklı yanıtlar verirler.B) Bilgi edinmede aynı yöntemleri kullanırlar.C) Aralarındaki rekabetten güç alırlar.D) Toplumsal değişmeden aynı ölçüde etkilenirler.E) Birbirlerini karşılıklı olarak beslerler.(2000-ÖSS)15. Küçük çocuklar bilimin konusuna giren sorularsorduğunda birçok yetişkinin şaşırdığını gözlüyorum.“Ay neden yuvarlak?” diye soruyor çocuk. Birçukurun derinliği en fazla ne kadar olabilir? Dünyanındoğum günü ne zaman? Birçok yetişkin bu sorularıtedirgin ya da alaycı bir tavırla yanıtlıyor veya yançiziyor. “Ne sanıyordun? Ay kare mi olacaktı yani?”Kısa süre sonra çocuk bu soruların yetişkinlerisıktığının farkına varıyor. Böyle birkaç daha deneyimyaşadıktan sonra da bilimden soğuyor.Parçada çocukların bilimden soğumasıaşağıdakilerin hangisine bağlanmıştır?A) Çocukların bilimsel konulardan çabuksıkılmalarınaB) Yetişkinlerin çocuklara az zaman ayırmalarınaC) Çocukların uygun soru sormayı bilmemelerineD) Çocukların merak duygularının gerektiği gibikarşılanmamasınaE) Yetişkinlerin çocukları bilimsel konulardan uzaktutmak istemelerine(2000-ÖSS)16. ● Bir toplumbilimci değerleri veya insanlar arasıilişkileri incelerken bireyleri belli bir biçimdedavranmaya yöneltmez. Sadece olanı olduğu gibi elealır.● Kepler yasaları gezegenlerin nasıl hareket etmesigerektiğini değil nasıl hareket ettiği belirtir.Bu iki durum bilimsel bilginin hangi özelliğineörnektir?A) Evrensel olmasıB) Var olan durumu betimlemesiC) Mantık ilkelerine dayanmasıD) Birikimli orak ilerlemesiE) Olayların denetim altına alınmasına olanaksağlaması(2000-ÖSS)17. Doğa bilimlerinin kullandığı yöntemlerden biri detümevarımdır. Bu yöntemle, belirli gözlemlerden yolaçıkarak, gözlenmemiş olanları da içine alangenellemelerde bulunulur. Bu akıl yürütme biçiminingüvenilmez olduğunu iddia edenler, pazardan elmaalan bir kişinin tavrını örnek verirler. Bu kişitezgâhtaki elmalardan birkaçını inceledikten sonradiğerlerinin de inceledikleri gibi olması gerektiğinekarar vererek elmaların tümünü satın alır. Elmalarınhepsini incelemediği için, eve geldiğinde bu kişininbeklediğine uymayan, biçimsiz, çürük bir elma ilekarşılaşma olasılığı her zaman vardır.Bu parçada aşağıdakilerden hangisi tümevarımyönteminin sakıncalı bir yönü olarak ilerisürülmektedir?A) Duyulara dayalı bilgi edinme yolu olangözlemden yararlanılmasıB) Doğanın akışına müdahale edilmeyip, gözleneceknesnelerin doğanın kendi akışı içinde ortayaçıkmasının beklenmesiC) Bütünün sınırlı sayıdaki elemanıyla ilgilideneyimlere dayanarak bütün hakkında yargıyavarılmasıD) Genellemenin herhangi bir olguya dayanmadan,akıl ve mantık ilkeleriyle yapılmasıE) Doğadaki her olayın bir nedeni olduğuvarsayımının temel alınması(2000-ÖSS)18. Felsefe, kendine dönük düşünmedir. Felsefe yapanzihin hiçbir zaman yalnızca bir nesne hakkındadüşünmez. Herhangi bir nesneyi düşünürken, aynızamanda hep o nesneye ilişkin kendi düşüncesihakkında da düşünür. O zaman, felsefeye ikincidereceden düşünce, düşünce hakkında düşüncedenebilir.Bu parçada felsefenin hangi özelliğinden sözedilmektedir?A) Cevaplarından çok sorularıyla var olduğundanB) Düşünme sürecinin her aşamasında yer aldığındanC) Kendi etkinliği üzerinde yoğunlaşıp kendi kendinisorguladığındanD) Özgür düşünmenin yöntemi olduğundanE) Sorularını bilimsel verileri temel alarakoluşturduğundan(2001-ÖSS)
  14. 14. 14FELSEFE ÖSS SORULARI 1. VE 2. ÜNİTE19. İnsan, yalnızca bir organizma olmaktan öte, zihne vebuna olarak da bilince sahip bir varlıktır. İnsan kimigereksinimlerini bilincinden bağımsız bir şekilde,başka birçok canlının yaşam işlevleri gibi,içgüdüleriyle sağlayabilir. Yine de onun en belirginözelliklerinden biri, eylemlerinin büyük bir bölümünübilerek ve istençle yapıyor olmasıdır. İnsan bilinçlieylemleriyle, içgüdüsel olarak yapabileceklerindenpek çoğunu ve çok daha etkili olanlarını gerçekleştirir.Bu yolla, doğayı, yaşamı açısından daha uygunkoşullara doğru değiştirir.Bu parçaya göre insanı diğer canlılardan ayıranözellik aşağıdakilerden hangisidir?A) Eylemlerinin, daha çok düşünsel süreçlere dayalıolmasıB) Diğer canlılar üzerinde üstünlük kurmasıC) Çevre koşullarına uyum sağlamasıD) Diğer canlılarla bir arada yaşayabilmesiE) İçgüdülerinin diğer canlılardan daha güçlü olması(2001-ÖSS)20. Akşam karanlığında eve girdiğinizde her zamanki gibielektrik düğmesine basıyorsunuz; ama beklediğinizintam tersine lambanız yanmıyor. Bir an için şaşkınlıkiçindesiniz. İster istemez çok geçmeden kafanızdabirtakım olasılıklar belirecek, şaşkınlığınızı giderecekbir açıklama bulmaya girişeceksiniz. Sigorta atmışolabilir, ampul gevşemiş olabilir vb. Bu olasılıklardanbirinin doğru çıkması halinde şaşkınlığınız giderilmişolacak, beklenmeyen durum sizin için beklenen birdurum niteliği kazanacaktır. Demek oluyor kiaçıklama çabası şaşkınlığımızı giderme,beklentilerimizle olup bitenler arasındaki uygunluğusağlama ihtiyacımızdan doğmaktadır. Bu, günlükdüşünme düzeyinde olduğu gibi bilimde de böyledir.Bu parçaya göre “açıklama” eylemi aşağıdakilerinhangisinden kaynaklanmaktadır?A) Her sorunun cevaplanabilmesi için yeterli bilgiyesahip olunduğu inancındanB) Beklenmeyen bir durumun yarattığı huzursuzluğugiderme isteğindenC) Bilimsel bilginin başkalarına da aktarılmasıgerektiği düşüncesindenD) Günlük düşünce düzeyinden bilimsel düşüncesürecine geçilmesi gereksinimindenE) Çeşitli alanlardaki bilgileri birbiriyleilişkilendirme çabasından(2001-ÖSS)21. Filozof, bir temele oturtulmuş ama sonuna kadargeliştirilmemiş bir düşünceden işe başlar ve budüşünce üzerine çalışmaya devam ederse, bu ışığın ilkkıvılcımlarını borçlu olduğu düşünürün ulaştığıyerden daha ileri gider.Bu parça aşağıdaki yargılardan hangisinidestekler?A) Filozof, işine önyargısız ve eskimişgenellemelerden arınarak başlamalıdır.B) Filozof, felsefi soruşturmaya başlarken,sorulabilecek tüm soruları öncelikle kendisinesormalıdır.C) Filozof, yaşadığı çağın ele alınmamış temelsorunlarından yola çıkmalıdır.D) Felsefe etkinliği, filozofların kendi aralarındakitartışmalarla gelişir.E) Filozoflar felsefi düşünce birikiminden beslenirve bu birikime katkıda bulunur.(2001-ÖSS)22. Düşünme doğuştan gelen bazı yatkınlıklara dayalıolmasına karşın, öğrenmeyle gelişen bir etkinliktir. Buaçıdan, büyük düşünürler de dâhil, herkes “düşünmeöğrencisi” sayılabilir. Düşünmek bir borçlanmayı daberaberinde getirir. Düşünme sürecinde borcumuzu“yanlış”la öder, karşılığında “doğru”yu alırız.İnsanoğlu yanlış yapmaktan kurtulamayacağına göre,bu süreç asla bitmez. Her seferinde bilginin kristalkalesini yıkar, sonra yeniden daha yükseğini kurmayabaşlarız.Bu parçada, düşünmeyle ilgili olarakaşağıdakilerden hangisi vurgulanmaktadır?A) Kesin bilgiye ulaşmanın en etkili yöntemi olduğuB) Yapılan hatalardan alınan derslerle sürekligeliştiğiC) Soyut verilerden yola çıkarak somut sonuçlaraulaşma çabasından kaynaklandığıD) Yalnızca özgür ve bağımsız bir ortamdagelişebileceğiE) Bütün soruların cevaplanabileceği varsayımınadayandığı(2002-ÖSS)23. Filozoflar işlerini yaparken sorulardan yararlanırlar.Filozofun elindeki sorular, probleme çözümgetirmenin bir anahtarıdır. Genellikle, karşılaşılanproblemler zaman içerisinde pek fazla değişmez.Zamanla değişen, filozofun problemin çözümünde roloynayan farklı etkenleri seçebilmesidir. Problemi,farklı sorular sorarak irdelediğinde “varolan”ın dahaönce gözden kaçmış olan yanları aydınlanmaya başlar.Böylece her doğru soru, onu problemi çözmeye biradım daha yaklaştırır.Bu parçada filozofun sorduğu soruların hangiyönü vurgulanmıştır?A) Problemlerin çözümüne ışık tutmasıB) Olaylarda fazla değişiklik olmadığını göstermesiC) Herkes tarafından sorulduğunda öneminiyitirmesiD) Dünyaya egemen olma isteğinden kaynaklanmasıE) Çözülemeyecek problemler için zamanharcanmasını önlemesi(2002-ÖSS)
  15. 15. 15FELSEFE ÖSS SORULARI 1. VE 2. ÜNİTE24. Bir masalda, iki terzi, krala diktikleri giysiyi yalnızcaakıllı insanların görebileceğini söyleyerek onukandırırlar. Aslında ortada, dikilmiş herhangi bir giysiyoktur. Kralla karşılaşanlar, akılsız diyedamgalanmamak için, onun çıplak göründüğünüsöylemez; aksine, olmayan giysiye herkes övgüleryağdırır. Kralın çıplak olduğunu, onu gören bir çocuksöyler yalnızca. Bir düşünür de bir çocuk gibi, gerçeğisöyleyebilecek yüreklilikte olmalıdır. Kendi çağınıntüm önyargılarına karşın, saygınlığın zedelenmesipahasına, gerçeği olduğu gibi ortaya koymalı;çocukların yetişkinlikte yitirdikleri bu özelliğikorumaya çalışmalıdır.Bu parçaya göre, bir düşünürde aşağıdakiözelliklerden hangisinin bulunması gerekir?A) Cevaplardan çok, sorulara ağırlık vermeB) Soruşturmasına, olabildiğince çok soruylabaşlamaC) Bilimsel otoritelerle uyum içinde çalışmaD) Daha önce cevaplanmamış sorular sormaE) Genel görüş ve kabullerin tutsağı olmaktankaçınma(2002-ÖSS)25. Filozof “kavram dostu”dur. Bu, felsefenin yalnızcabasit bir kavram derleme, keşfetme sanatı olmadığınısöylemek demektir. Çünkü, kavramlar ille de birtakımformlar ya da keşifler değillerdir. Başka bir deyişlefelsefe, kavramlar yaratmayı da içeren bir disiplindir.Dost, kendi yaratılarının dostudur. Örneğin; Platon“İdea”, Aristoteles “Töz”, Descartes “Cogito”kavramlarıyla neredeyse birlikte anılırlar. Çünküfelsefelerinin temelini bu kavramlar oluşturur ve bukavramlar onların tanımlamalarına göre anlamkazanmıştır.Bu parçaya dayanarak aşağıdaki yargılardanhangisine varılabilir?A) Kavramlar basit bilgilerdir.B) Felsefenin temelinde merak vardır.C) Felsefe gerçeğe ulaşma çabasıdır.D) Kavramlar yaratıcılarının güçlü izlerini taşır.E) Düşünme kavramlar arasında ilişki kurmaktır.(2003-ÖSS)26. Düşünmek, herkesin yürüdüğü yollardan başkayollarda yürüme yürekliliği göstermeyi gerektirir. Oyollar bireyi dönüp dolaşıp herkesin gittiği yolagötürse bile, hazır yolarlın çok sayıdaki yolcusuylakendi yolunu kendi açan tek yolcu arasında büyükayrılıklar vardır.Bu parçada sözü edilen “yüreklilik” aşağıdakidüşünme biçimlerinden hangisine ortam hazırlar?A) BağımsızB) TutarlıC) ÇağrışımlıD) EleştirelE) Sistemli(2003-ÖSS)27. En büyük bilgi, bildiklerimizden başka bilgilerin deolduğunu bilmektir.Bu cümlede savunulan görüş aşağıdakilerdenhangisiyle paralellik gösterir?A) İnsan, aklıyla her şeyi bilebilir.B) Bilgiler bizim bildiklerimizle sınırlı değildir.C) En doğru bilgi, işimize en çok yarayan bilgidir.D) Doğru bilgiye yalnızca sezgilerle ulaşılamaz.E) Güvenilir bilgiler kendi deneyimlerimizdenedindiklerimizdir.(2003-ÖSS)28. Gerçek sadece deneyimde vardır, hem de sadeceherkesin kendi deneyiminde. Bu deneyimler, birbaşkasına nakledildiği an öyküye dönüşür.Olaylardaki gerçeği, kesin gerçeği ispatlama olanağıyoktur. Olsa da bundan kaçınmak gerekir. Hayatıngerçekliği konusunu tartışmayı filozoflarabırakmalıyız. Gerçek olan, benim şu an denizinkıyısında oturuyor olmam, ay ışığının yansımasınıdenizin sularında görmem. Gerçek olan benim.Bu parçadan aşağıdaki sonuçların hangisiçıkarılamaz?A) Yaşantıların öznel olduğuB) Gerçekliğin, yaşadıklarımızı fark etmemizle ilgiliolduğuC) Gerçeğe ancak yaşayarak ulaşılabileceğiD) Yaşanılanların başkasına aynen aktarılamayacağıE) Gerçekliği filozofların dışında kimseninanlayamayacağı(2003-ÖSS)29. Dünyanın ya da bilimin bana herhangi bir felsefisorunun sunacağını sanmıyorum. Bana felsefi sorunlarsunan, diğer filozofların dünya ya da bilim hakkındakiyorumlarıdır. Genelde iki tür sorunla ilgileniyorum:Birincisi filozofun ne demek istediğini tam ve doğruolarak kavramak, ikincisi de söylediklerinindoğruluğuyla ilgili doyurucu dayanak olup olmadığınıbulmak.Bu parçada sözü edilen iki sorun, sırasıylaaşağıdakilerden hangisinde verilmiştir?A) Anlama – TemellendirmeB) Doğrulama – YanlışlamaC) Açıklama – AnlamaD) Yorumlama – TanımlamaE) Öndeyide bulunma – Açıklama(2003-ÖSS)30. Hegel tarihi keşfeder, Schopenhauer ise ondanvazgeçer. Onların bu uyuşmazlığı hala çözümbekliyor.Bu parçadan felsefi düşünce ile ilgili aşağıdakisonuçlardan hangisi çıkarılabilir?A) Soruların kendi cevaplarını içerdiğiB) Çağın değerlerine bağlı olduğuC) Kesin bir doğruya ulaşılamadığıD) Bilimsel düşünceden etkilendiğiE) Doğrusal ilerleme gösterdiği(2004-ÖSS)
  16. 16. 16FELSEFE ÖSS SORULARI 1. VE 2. ÜNİTE31. Felsefe yapmak dağa tırmanmak gibidir. Sadecedoruğu ele geçirmek için dağa çıkanlar, dağdan bir şeyanlayamazlar. Gerçek dağcı olanca varlığıyla dağdayaşadığı zamanı üstün tuttuğu içindir ki dağa tırmanır.Doruk ancak dağda yaşanan zamanın bir parçasıolarak önemlidir. Dağ, doruk değildir.Bu parçada savunulan görüş aşağıdakilerdenhangisidir?A) Filozof, felsefe yapmanın her aşamasından hazalır.B) Filozofun amacı gerçeğin bilgisine ulaşmaktır.C) Felsefe yapmayı öğretir söylemeyi değil.D) Felsefede doruk noktası yoktur.E) Sevgi olmadan felsefe olmaz.(2004-ÖSS)32. Kendi yaptığı maymuncukla tüm güçlük kapılarınızorlayan bir filozof, bir süre sonra maymuncuğukullanabilmek için gereksiz kilit yapımına geçer.Bu cümlede aşağıdakilerden hangisiyerilmektedir?A) Aşırı kuşkucu olmaB) Kuramlara körü körüne bağlanmaC) Gerçekçi tutum takınmaD) Aracı amaç durumuna getirmeE) Kendi aklını üstün görme(2004-ÖSS)33. Benim gibi düşünmeyenlere çok şey borçluyum. Banataban tabana karşıt olsalar da benim düşündüklerimiçürütmekten başka bir amaç gütmeseler de hıncakapılmayıp aklımı kullanırsam, düzgün düşünmedeonlardan büyük ölçüde yararlanabilirim.Bu parçada aşağıdakilerden hangisinin yararıvurgulanmaktadır?A) Farklı düşüncelere açık olmanınB) İncelenen konuya odaklanmanınC) Mutlak doğrulara ulaşma çabasınınD) Bildiklerinin doğru olduğunu savunmanınE) Bağımsız olmanın(2005-ÖSS)34. Gören öznenin kendisi de görülebilirlik alanındadır.Bu cümleden çıkan sonuç aşağıdakilerdenhangisidir?A) Öznenin de nesne olabileceğiB) Ancak nesnenin nesne olabileceğiC) Doğru bilginin olabileceğiD) Gerçeğe ulaşılabileceğiE) Nesneden uzaklaşılabileceği(2005-ÖSS)35. Birkaç yıl önceydi, bir duvara doğru yürüyordum.Baktım hırpani biri bana doğru geliyor. “Kim bukılıksız, tuhaf adam?” dedim kendi kendime. Sonra birde baktım, duvar meğer aynaymış; kendimebakıyormuşum. O adam birden ince, zarif, üzerindenanlayışlılık akan biri olup çıkıverdi.Bu parçada anlatılan durum, aşağıdakilerdenhangisine bir örnektir?A) Bilgilerimizin dış dünyayı ayna gibi yansıttığınaB) Algıların duruma bağlı değerlendirmelerolduğunaC) Aklın bilgilerimizin tek kaynağı olduğunaD) Nesnel bilginin evrensel bilgi olduğunaE) Var olmanın algılanmakla eşdeğer olduğuna(2005-ÖSS)36. Arabamın motoru çalışmıyor. Tamirciye gösterip“Karbüratörde ne var?” diye sorduğumda, “Hiç.”diyor. Bunun bir önerme olduğunu kabul edersek, buönerme doğru olabilir mi? Elbette doğru olabilir. Amabir önerme doğruysa gerçekliğin de onun söylediğigibi olması gerekir. Doğruluğun tanımı bu. Öyleysekarbüratörde bir hiç olması gerekir.Bu parçaya göre, doğru önermede bulunmasıgereken özellik aşağıdakilerden hangisidir?A) İfadesinin kısa ve basit olmasıB) Yanlış yoruma kapalı olmasıC) Akla uygun olmasıD) Gerçeğe uygun olmasıE) Duruma göre değişebilmesi(2005-ÖSS)37. Epiküros, “Hastalanınca doktora gideriz; çünküdoktorlar bedensel hastalıklar konusunda bizden fazlaşey bilirler. Ruhsal sorunlar yaşadığımızda da aynınedenden ötürü filozoflara yönelmeli ve onlarıdoktorları yargılarken kullandığımız ölçütlere benzerölçütlerle değerlendirmeliyiz. Hastalığı iyileştirmediğisürece tıp bilimi nasıl faydasızsa, ruhsal acılarımızıdindirmediği sürece felsefe de o denli gereksizdir.”der.Epiküros’un bugün psikolojinin ilgi alanına girenruhsal sorunların çözümünü felsefeden beklemesi,aşağıdakilerden hangisine bağlanabilir?A) Döneminde, bazı bilgi alanlarının henüzayrışmamış olmasınaB) Tıbbı, en gelişmiş ve insanlara en yararlı bilgialanı olarak görmesineC) Felsefenin sistemli bir bilgi alanı olmasınaD) Felsefenin evrensel bir bilgi alanı olmasınaE) Felsefenin eleştirel bir bilgi alanı olmasına(2006-ÖSS)
  17. 17. 17FELSEFE ÖSS SORULARI 1. VE 2. ÜNİTE38. Masal bu ya, yoksul bir köylü kızı padişahın oğluylaevlenir. Evlendikleri gün, eşi sarayın kırk odasıolduğunu söyler. Odaların anahtarlarını ona vererek“Otuz dokuz odayı aç; ama kırkıncı odayı açma.” der.Yeni gelin hemen ertesi gün, izin verilen odalarınkapılarını açıp bakar; kiminde para, kimindemücevher, kiminde yiyecekler vardır. Yani, bildikşeyler… Dayanamaz kırkıncı odayı da açar. Filozoflarda bu gelin gibidir, tüm kapıları açmak isterler.Parçadaki benzetmeye göre, filozofu kapılarıaçmaya iten aşağıdakilerden hangisi olamaz?A) Merak etmeB) Bilinenle yetinmemeC) Sınırları zorlamaD) Sorunları çözmeE) Yeni öğrenmelere istekli olma(2006-ÖSS)39. Kaf Dağı’nın ardında Zümrüdüanka kuşu var mı yokmu? Var dediğimizde de yok dediğimizde de farketmiyorsa bunu bilmenin benim için önemi yoktur.Bununla birlikte, “Kaf Dağı var, onun ardında daZümrüdüanka kuşu var.” diyorsam ve bu bilgilerbenim işime yarıyorsa bunlar doğrudur.Bunları söyleyen kişinin görüşü, bilgi kuramıylailgili aşağıdaki yaklaşımlardan hangisineuymaktadır?A) KuşkuculukB) PragmatizmC) EmpirizmD) SezgicilikE) Fenomenolojizm(2006-ÖSS)40. Başkalarının dertlerini inceleyip kendi dertlerinibilmeyen bilginlerle, çalgılarını akort etmesini bilip deyaşayışlarını akort etmeyi bilmeyen müzikçilerle,adaletten söz etmeyi öğrenip adaletlidavranmayanlarla alay edermiş Kral Dionysius.Bu parçada Kral Dionysius’un alay ettiği belirtilenkişilerin ortak özelliği aşağıdakilerden hangisidir?A) Bilgilerinin yetersizliğiB) Olaylara farklı açılardan bakmamalarıC) Bildiklerini yaşama uyarlamamalarıD) Öznel olmalarıE) Olduklarından farklı görünmeleri(2007-ÖSS)41. Öklid MÖ 323-285 yılları arasında İskenderiye’deyaşamıştır ve hâlâ yaşamaktadır. Çünkü adıgeometriyle özdeşleşmiştir. Öklid’in başına gelen, adıbir şeyin adıyla özdeşleşen herkesin başına gelmiştir:O şey tanınır, fakat kişinin kendisi unutulur. Jiletiherkes bilir. Ama onu icat eden Gillette’i (Jilet’i)kimse bilmez.Bu parçadan aşağıdaki yargıların hangisineulaşılabilir?A) Bilimsel ürünler yaratıcısından ayrı varlık alanıkazanır.B) Bazı bilgiler herkes tarafından bilinir.C) Bilimsel bilgileri anlamak için bilginleri tanımakgerekir.D) Bilimsel bilgiler doğruluğu test edilmişbilgilerdir.E) Bilimsel bilgiler uygulanabilir bilgilerdir.(2007-ÖSS)42. Felsefe yapmanın koşullarından ilki, aklımızıkurcalayan her soruyu dile getirme cesaretigöstermek; diğeri de herkesçe doğal kabul edilenşeyleri tekrar göz önüne getirmek ve onlara sorunmuamelesi etmektir. Ve nihayetinde, felsefeyapabilmek için avare olmalıdır tin. Bir hedefinpeşinde koşuyor ve istem tarafından yönlendiriliyorolmamalı yani hiçbir şey onun dikkatini dağıtmamalı,kendini öğrenmeye vermelidir.Bu parçaya göre aşağıdakilerden hangisi felsefeyapmanın koşulları arasında yer almaz?A) Özgürce soru sorabilmeB) Olaylara herkesten farklı bakabilmeC) Sorularını cesaretle dile getirebilmeD) Yönlendirmelere açık olabilmeE) Saplantılardan uzak durabilme(2008-ÖSS)43. Descartes, mutlak anlamda kesin olan başlangıçdoğrusuna ulaşabilmek için, doğru olduğu açık veseçik bir biçimde bilinmeyen hiçbir şeyi doğru kabuletmemek gerektiğini düşünür. Kuşku duymayacağıaçık ve seçik bilgiden hareket etmek ister. Bu nedenleher şeyden kuşku duymaya, yanlış ya da kuşkuluolması muhtemel olduğunu düşündüğü her şeyireddetmeye karar verir. Ancak yine de kuşkuduyamayacağı tek şey olduğunu söyler. Bu da kuşkuduyduğundan kuşku duymamasıdır.Bu parçaya dayanarak Descartes’le ilgili olarakaşağıdakilerden hangisi ileri sürülebilir?A) Açık seçik bilgiye ulaşabildiğiB) Kuşkuyu sonuna kadar götürdüğüC) Akıl bilgisini diğerlerinden üstün gördüğüD) Doğuştan fikirlerinin var olduğunu kabul ettiğiE) Süjeden bağımsız nesneler dünyasının varlığınıkabul ettiği(2008-ÖSS)
  18. 18. 18FELSEFE ÖSS SORULARI 1. VE 2. ÜNİTE44. Umberto Eco’ya göre insan zihni, kendi dünyasınıbelirler, sonra da bu kendi belirlediği dünya içindedeğerlerini oluşturur. Küçük bir çocuğun kendihayalinde oluşturduğu canavarlardan korkması gibi,yetişkinler de kendi hayalinin ürünü olana, bununhayal ürünü olduğunu bilseler bile inanmayısürdürürler.Bu parçadan aşağıdaki sonuçların hangisiçıkarılabilir?A) İnançların gizli kalması gerektiğiB) İnanmanın temelinde korkunun bulunduğuC) İnancın nesnesinin, zihnin ürünü olduğuD) İnsanın bir şeylere inanmak zorunda olduğuE) İnanmanın, insanı diğer canlılardan ayıran özellikolduğu(2008-ÖSS)45. Bizim varlık düzenimiz nesneleri kendine uydurur, herşeyi kendine göre değiştirir. Aslında dünyanın neolduğunu bilemez oluruz, çünkü her şey bizeduyularımızla bozulmuş, aslından ayrılmış olarakgelir. Pergel, gönye, cetvel bozuk oldu mu onlara göreyapılan bütün yapılar da ister istemez kusurlu, sakatolur. Duyularımız kesin olmadığı için onların ortayakoyduğu hiçbir şey de kesin değildir. Peki ama buayrılıklar karşısında doğruluk hükmünü kim verecek?Bu parçada, “bilgi kuramı” ile ilgili olarakaşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?A) Bilginin doğruluk değerineB) Duyu bilgisinin eleştirisineC) Bilginin göreceli oluşunaD) Bilginin kaynağınaE) Bilginin uygulanabilirliğine(2008-ÖSS)46. Dünyanın başlangıcı, sonu ve niçin var olduğunailişkin sorular hep merak uyandırır. Heidegger, butürden sorulara ilişkin genel fikirlerin ve bunlarıntarihinin ayrıca bunlardan kaynaklanan başka şeylerinbelirtilmesinde felsefe sözcüğünün kullanılmasınıolanaksız kılmıştır. Bunun da Heidegger’in felsefeyeen temel katkısı olduğu söylenebilir.Bu parçaya göre Heidegger’in felsefe sözcüğününkullanılmasını istemediği alan aşağıdakilerdenhangisidir?A) EtikB) MetafizikC) EstetikD) Bilim felsefesiE) Bilgi kuramı(2009-ÖSS)47. Bilgiler yalnızca var olma mücadelesindekullandığımız araçlar olduğundan, doğru olmaları içinuymaları gereken nesnel gerçeklik diye bir şey yoktur.Bu parça “bilgi kuramı”nın hangi temel sorusunayanıt niteliğindedir?A) Doğru bilginin ölçütü nedir?B) Duyu bilgisine güvenilir mi?C) Akıl her şeyi bilebilir mi?D) Neyi bilebiliriz?E) Bilgi doğuştan mıdır?(2009-ÖSS)48. İnsan merak eden varlıktır. Kendini, insanı, doğayı,evreni, toplumu... Felsefe, en temeldeki bu şeyleri akılyoluyla anlama arayışıdır. Bunları sorgulamakamacıyla çeşitli sorular ortaya atar. Bir şey gerçektenbilinebilir mi? Eğer bilinebilirse neler bilinebilir?Bilinenlerin bilindiğinden nasıl emin olunabilir? Bunabenzer felsefi sorular felsefenin odağını oluşturur.Bu parçaya dayanarak aşağıdakilerden hangisininfelsefi soru niteliğinde olduğu söylenebilir?A) Demokratik yasaların özellikleri nelerdir?B) Yer çekimi kuvveti cisimleri nasıl etkiler?C) Toplumsal normların amacı nedir?D) Niçin ahlaklı olmalıyım?E) Atlar ayakta mı uyur?(2010-YGS)49. Vadinin dibindeki kişi, orada kıvrılıp giden dereyizirvedeyken baktığı gibi görmez. Dağın tepesindeykende ne puslu derinlikleri ne de kendi bulunduğu yeriderenin yanında olduğu zamandaki gibi görebilir.Bu parça aşağıdaki yargılardan hangisine örnekoluşturur?A) Bilgi kişiden kişiye değişir.B) Evrensel bilgiden söz edilemez.C) Bilgi bakış açılarına göre farklılaşır.D) Doğru bilgi, konusuna uygun olan bilgidir.E) Sezgilerimiz, kişisel bilgilerin doğu olmayacağınıgösterir.(2010-YGS)50. Bir akşam yürüyüşü sırasında önümde iki araçbirbirine çarptı. Sürücüler yaralı ve baygındı. Etraftabenden başka kimse yoktu. İlk yardım ekipleriniarayıp gelmelerini beklerken yaralılara başka nasılyardım edebileceğimi düşündüm. Yardıma ihtiyaçlarıvardı ama yardım ederken zarar verebilirdim. Bireylemin diğerinden daha akıllıca olduğundan eminolmak için asla yeterince bilgiye sahip olamayacağımıdüşünerek eylemsiz kaldım.Bu parça aşağıdaki özgün görüşlerden hangisiyleilişkilendirilebilir?A) Pyrrhon’un kuşkuculuğuylaB) Kant’ın ahlaki emir anlayışıylaC) John Dewey’nin yararcılığı esas alan görüşüyleD) Thomas Hobbes’un bencilik görüşüyleE) Jeremy Bentham’ın hazzı temel alan yararcıanlayışıyla(2010-YGS)
  19. 19. 19FELSEFE ÖSS SORULARI 1. VE 2. ÜNİTE51. Zekânın ve bilgeliğin ölçütünün zenginlik olduğunudüşünen kişiler, Thales’le yoksul olduğu için alayederler. O da bunun üzerine zeytinin az olduğu o yıl,elindeki bütün parayla, ihtiyaç olmadığı içinucuzlamış olan ve zeytinyağı üretiminde kullanılantüm presleri satın alır. Sonraki hasat mevsimigeldiğinde ihtiyacı olanlara bu presleri kendibelirlediği fiyattan kiralayarak çok para kazanır.Bu parçadan aşağıdaki yargılardan hangisineulaşılabilir?A) Filozof, dünyayı anlamlandırmaya çalışan kişidir.B) Felsefe, her şeye eleştirel bir gözle bakmaalışkanlığı kazandırır.C) Filozofların öncelikleri diğer insanlardanfarklıdır.D) Filozof, hayata dair her şeyi felsefi problemedönüştürür.E) Felsefi düşünce çözümleyici ve kurgusaldır.(2011-YGS)52. Yeni Çağda pozitif bilimlerdeki gelişmeler felsefeninalanını bir ölçüde daraltmış, giderek felsefeninyalnızca bilimlerle ilgili alanları konu almasınınyeterli olabileceği düşüncesi belirip güçlenmiştir.Bunun sonucunda, felsefenin yeni bir alanı olarakbilim felsefesi doğmuştur. Hatta bundan sonra bazılarıfelsefe yapmanın yalnızca “Bilim üzerine düşünme”etkinliği olduğunu sanmıştır.Bu parçada sözü edilen Yeni Çağdaki felsefiyaklaşım, felsefi bilginin aşağıdaki özelliklerindenhangisine ters düşmesi nedeniyle eleştirilebilir?A) Yaratıcılık gerektirmeB) Filozoflara özgü etkinliğin ürünü olmaC) Akıl ve mantık ilkelerine dayalı olmaD) Bilgi evrenini bir bütün olarak ele almaE) Eleştirel bir yapıya sahip olma(2011-YGS)53. Nesnenin bilgisinin söz konusu olabilmesi için öncenesnenin var olması gerekir. Örneğin ağacın neolduğundan, türlerinden, yararlarından söz edebilmekiçin öncelikle “ağaç” denilen bir şey var olmalıdır.Bu parça aşağıdaki yargılardan hangisinidestekler?A) Bilgi kuramı ontolojiye dayanır.B) Varlığın varlığı, onun bilgisine bağlıdır.C) Bilgi, bilinçteki bir şeyin bilgisidir.D) Bilgi, varlığın bilgisiyse nesneldir.E) Kesin bilgi, deney verilerine dayanan bilgidir.(2011-YGS)CEVAP ANAHTARI: 1-E 2-A 3-A 4-E 5-B 6-D 7-E 8-D 9-A 10-B 11-C 12-A 13-A14-E 15D 16-B 17-C 18-C 19-A 20-B 21-E 22-B 23-A 24-E 25-D 26-A 27-B 28-E 29-A 30-C31-A 32-D 33-A 34-A 35-B 36-D 37-A 38-D 39-B 40-C 41-A 42-D 43-A 44-C 45-E 46-B 47-A48-D 49-C 50-A 51-C 52-D 53-A
  20. 20. 20FELSEFE 3. ÜNİTE – VARLIK FELSEFESİNot: Bu üniteden, 1999–2011 arası gerçekleşen ÖSSsınavlarında toplam 8 soru sorulmuştur.A. VARLIK FELSEFESİ NEDİR?Varlık felsefesi ilk olarak Milet kentinde (İyonuygarlığında) Thales’in varlığın ilk maddesi (arkhe)nedir? sorusuyla ortaya çıkmıştır. Varlık felsefesininkonusu varlıktır; yani var olan her şeydir. Bumanasıyla varlığı ikiye ayırabiliriz.1. Gerçek varlıklar2. Düşünsel (İdeal) varlıklar1. Gerçek Varlıklar: İnsan zihninden bağımsız dışdünyada bulunan varlıklardır (Uludağ, ev, masa gibi).Biz onları algılasak da algılamasak da onlar hepvardır. Gerçek varlıklar zamana ve mekâna bağlıdır.Bu yüzden değişirler, yok olurlar ve var olurlar.2. Düşünsel Varlıklar: İnsan zihnine bağımlı olanyani onun ürünü olan varlıklardır (Kaf dağı, denizkızı, pi sayısı gibi.). Onlar ancak düşüncede varolurlar. Düşünsel varlıklar zaman ve mekân dışıdır,bu nedenle değişmezler, hep kendi kendisiyle aynıdır.Varlık felsefesi işte bunların oluşturduğu genelvarlıkla ilgilenir ve varlık nedir? sorusuna cevap arar.Varlık felsefesi varlığın ilk ilkelerini, özünü, yapısını,türlerini, biçimlerini inceleyen disiplindir.B. BİLİME GÖRE VARLIKVarlık, hem bilimin hem de felsefenin konusudur.Bilim, varlığın varolup olmadığından kuşku duymazve bununla ilgili soru da sormaz; çünkü bilim varlığıher durumda var olarak kabul ederek araştırmalarınıyapar.Bilim varlığı deneysel yöntemlerle ele alır.Bilimin konusunu; nesnel olgular ile doğrudan veyadolaylı olarak gözlemlenebilir ve üzerinde deneyyapılabilir varlıklar oluşturur.Bilimin varlığa yaklaşımı indirgemeci (karmaşıkolayları, olguları, ilişkileri veya yapıları daha basitilişkilerle, ilkelerle açıklama çabası. Yani çok sayıdaetkenin rol aldığı bir sürecin çözümlemesini tekfaktöre indirgeyerek yapma) dir.Bilimin asıl sorduğu soru: varlığın nasıl bir şeyolduğu? sorusudur. Bunu sorarken de her bilim kendialanlarıyla sınırlı kalır. Yani bilim varlığı parçacı biryaklaşımla ele alır.C. FELSEFE AÇISINDAN VARLIKFelsefe, bilimden farklı olarak varlığın ne olduğusorusu üzerinde durur. Varlıkla ilgili eleştirel veşüpheci bir tavır takınır.Felsefe varlığı akıl yoluyla açıklamaya çalışır.Felsefe, varlığı incelerken hem olgular dünyasındakihem de düşünsel alandaki varlığı kendine konuedinir.Felsefenin varlığa yaklaşımı bütüncüldür.Varlık sorusunu soran ve varlığı açıklamak isteyenfelsefeye Ontoloji (Varlık felsefesi) adı verilir.1. Metafizik ve Varlık Felsefesi (Ontoloji) İlişkisi:Metafizik “fizik ötesi” manasına gelir. Metafizikbilimin eksik bıraktığı alanları tamamlar. İlkzamanlarda metafizik ile varlık felsefesi aynı olarakkabul edilmekteydi.Aristoteles, metafiziğin konusunu “varlığın ilknedenleri yani temel ilkeleri” olarak belirlemiştir.Klasik metafiziğin konuları Tanrı, ruh, evren vebunlara ait sorular üzerinedir.Metafizik ve ontoloji konuları bakımından benzerlikgösterirler. Fakat konuların kapsamları bakımındanmetafizik ontolojiden daha kapsamlıdır. Metafizikhem fiziksel evreni hem de fizikötesini (duyusalalanın üstündeki şeyleri: Tanrı, ruh, evren,ölümsüzlük konuları) kendisine konu edinirken,ontoloji sadece fiziksel evreni (gerçek varlıkları)kendisine konu edinerek alanını sınırlandırır. Buanlamıyla doğa ve beşeri bilimler, araştırma konularıitibariyle daha çok ontoloji ile ilgilidir.2. Metafiziğin Varlıkla İlgili Temel Soruları:Varlık nedir? Varlık var mıdır? Varlığın kökeninedir? Evrende düzen ve amaç var mıdır? Evrensonlu mu, sonsuz mudur? Varlık tek midir, çokmudur? Varlık değişken midir? Durağan mıdır? Ruhnedir? Ruh ölümsüz müdür? Ölüm ötesi yaşam varmıdır? gibi sorulardır.Ç. ONTOLOJİ AÇIDAN VARLIKVarlık felsefesinde varlık, üç temel problemçerçevesinde ele alınıp incelenir.1. Varlığın var olup olmadığı problemi2. Varlığın niceliği problemi3. Varlığın ne olduğu problemi (niteliği)

×