O slideshow foi denunciado.
Utilizamos seu perfil e dados de atividades no LinkedIn para personalizar e exibir anúncios mais relevantes. Altere suas preferências de anúncios quando desejar.
Ha :mı/La 1/1 R.! CHE Lt,

KJYIYA VIARAN
DENİZ. KABMKLARJ

Çeviri: F. Bilge Atay

t_ rkinos
qiıaiş

Yarı boş bir tren, meralar ve tarlaların arasından geçerek şeh»
rin gri beton yığınına doğru gürültüyle ilerliyord...
8 Hannah RICHELL 

İnsanlar sağa sola koşuşturuyordu. İki kadın çığlıklar içinde
kucaklaşırken, sarıklı bir adam bilet giş...
nfxe)

a Kıyıya Vuran Deniz Kabukları 9

gelene kadar gözlerinin acımasına neden oluyordu. Kadın göz~
yaşlarına hâkim olma...
Kiyiya vuran deni̇z kabuklari
Kiyiya vuran deni̇z kabuklari
Próximos SlideShares
Carregando em…5
×

Kiyiya vuran deni̇z kabuklari

6.865 visualizações

Publicada em

Ön Okuma

  • Seja o primeiro a comentar

Kiyiya vuran deni̇z kabuklari

  1. 1. Ha :mı/La 1/1 R.! CHE Lt, KJYIYA VIARAN DENİZ. KABMKLARJ Çeviri: F. Bilge Atay t_ rkinos
  2. 2. qiıaiş Yarı boş bir tren, meralar ve tarlaların arasından geçerek şeh» rin gri beton yığınına doğru gürültüyle ilerliyordu. Son vago~ nun en uç köşesinde ise bir kadın duruyordu. Saçları adeta bir duvak gibi gözyaşlarını gizliyordu. Bu kadının cebinde antika bir broş vardı. Parmakları broşun soğuk kavisine hafifçe doku» nuyor ve sonra tekerlerin raylarda çıkardığı ritmik sese uygun olarak onu elinde tekrar tekrar döndürüyordu. Daha fazla di› renmeye sabrı kalmayınca kancayı açıyor rue iğneyi arvuç içinin derinlerine kadar batırıyordu. Bu onun canını yaksa da durmaya hiç niyeti yoktu. İğneyi daha da derine batırmaya başladı. Bileğinden aşağı akan sıcak kan, koyu kırmızı damlacıklar halinde cuagonun zeminine dü» şüyordu. Nihayet tren sarsılarak yacuaşladığında, frenleri acı bir şe» kilde Öttü. Varacakları yere ulaştıklarında, kadın kanlı broşu manto» sunun cebinin derinliklerine doğru itti ve çantasını kavurayarak platforma indi.
  3. 3. 8 Hannah RICHELL İnsanlar sağa sola koşuşturuyordu. İki kadın çığlıklar içinde kucaklaşırken, sarıklı bir adam bilet gişesine doğru koşuyordu. Sivilceli bir genç, ağzına cipsleri tıkıştırırken, kalkış saatlerine bakarak ağırlığını bir ayağından diğerine veriyordu. Kadın, platformun üstünde tek bir noktacık şeklinde öylece durmuş derin derin soluk alırken, etrafındaki her şey sanki vızıldayıp uğulduyordu . Metro levhaları tek bir yönü gösteriyordu ama o, bunları görmezden gelip çantasını omzuna astı ve caddeye giden çıkışa yöneldi. Kalabalık bir yaya geçidinden karşıya geçtikten sonra sola dönüp köprüye doğru ilerledi. Uzaklardan Big Ben belli belirsiz görünüyordu. Saat on ikiye üç dakika vardı. Belirli bir amaç doğrultusunda yürümeye devam eden ka» dın, tam olarak nereye gittiğini ve ne yapması gerektiğini bi~ liyordu. Ama sonra nehri fark etti. Şehrin içinde kıvrılarak yol alan bu kapkara görüntü ürpermesine yol açtı. Bu anı ne zaman hayalinde canlandırsa, su gri ve hareketsiz görünürdü, karanlık ve sızma yağ gibi yoğun değil. Ama artık hiçbir şeyin önemi yoktu. Geri dönüşü yoktu. Köprüden karşıya geçerken yarı yolda durup sırt çantasını duvara dayadı. Sonra etrafına bir göz atıp, hızla kenara yana› şarak bariyeri aştı ve parmaklıkların diğer tarafından tutundu. Spor ayakkabılarının parmak uçları betonun kenarında çok tehlikeli bir biçimde duruyordu. Duvarı sıkıca kavrarken, kanayan avuç içi taşa sürtününce acıyla yüzünü buruşturdu sonra aşağıdaki suyu görecek şekilde döndü. Rüzgâr, savrulan saçlarının yüzüne kamçı gibi vurmasına ve sıcak gözyaşları
  4. 4. nfxe) a Kıyıya Vuran Deniz Kabukları 9 gelene kadar gözlerinin acımasına neden oluyordu. Kadın göz~ yaşlarına hâkim olmaya çalışıyordu. “Heyl ” diye bir sesin arkadan bağırdığını duydu. “Hey, ne yapıyorsun?" Artık zamanı yoktu. Gözlerini ufuktaki gri binalara diktikten sonra aldığı son bir nefesle parmaklıkları bıraktı. Ardından düşmeye başladı sonsuzluğa. Bedeninde kalan son nefes de buz gibi suyun sert darbesiyle kesildi. Ayaklarıyla suyu itmek ve mücadele etmek dürtüsüne karşı savaşıp kendini zifiri karanlığa teslim ederek giysilerinin ağırlığının onu derinlere çekmesine izin verdi. Big Ben saat kulesi gün ortasını gösterdiğinde o çoktan git~ miş, karanlık derinliklerde kaybolmuştu.

×